2002’de asgari ücret yalnızca 184 TL idi. En düşük memur emeklisi maaşı ise 376 TL, yani sadece 2.05 asgari ücret seviyesindeydi. Ancak yıl 2026’ya geldiğimizde, asgari ücret 28.075 TL, en düşük memur emeklisi maaşı ise 27.700 TL‘ye yükseldi. Fakat, buna rağmen, memur emeklisi ve memurlar, adeta hak kayıpları ile sefalete sürüklenmiş durumda!
Kadere Bak! Nereden Nereye?
2002’den bugüne, memur emeklileri ve memurlar, giderek derinleşen adaletsizlikler ve hukuksuzluklarla karşı karşıya. Anayasaya, yasalara ve verilen sözlere aykırı düzenlemelerle, 20 milyon kişilik bir kesim adeta ayrımcılığa tabi tutuluyor. Bu, sadece bir rakam meselesi değil; hakkın ve adaletin hiçe sayılmasıdır.
Hukuksuzluklar ve Adaletsizlik:
- Kamuda verimlilik ve istihdam, neredeyse kilitlenme noktasına gelmişken, emekliliği dolmuş memurlar için bu süreç kabusa dönüşmüş durumda.
- Hükümet, memur emeklilerinin maaşlarını üç yıldır eksik ödemekte. Maaşlarımızın yarısı ödenmiyor!
- Muhalefet, bu hukuksuzlukları adeta görmezden gelerek seyirci kalmışken, siyasal ve ideolojik perspektiften olaylara yaklaşan medya ve sendikalar, hakları savunmak yerine, durumu sadece politik popülizmle değerlendirmekte.
Hakkımızı Yedirmeyiz!
Biz memur emeklileri, hak yemedik, hakkımızı yedirmeyiz! Göz dikmediğimiz hiçbir malımız yok, ama göz dikene karşı koyarız. Çünkü bizler, haklarımızı savunmak için buradayız!
Seyyanen Zam Hakkımızı Veriniz!
Tüm bu adaletsizliklere karşı tek talebimiz var: Seyyanen zam hakkımız verilsin! Bizler, yıllarca prim yatırarak, emeğimizle bu ülkenin kalkınmasına katkı sağladık, ancak hakkımız olan maaşı almak için hâlâ mücadele etmek zorunda kalıyoruz.
Bunu böyle biliniz: Hakkımızı alana kadar durmayacağız!