İş insanı Türkan Polat, Anadolu müziğinin güçlü isimlerinden Bedia Akartürk ile çocukluk yıllarında Karabük’te başlayan ve yıllar sonra Bursa ile İzmir Ödemiş’te yeniden kesişen yollarını anlattı. Polat’ın hafızasında Bedia Akartürk,..
Bazı sanatçılar vardır; eserleriyle, sesleriyle ve sahne performanslarıyla hafızalarda yer eder. Bazı isimler ise sanat hayatlarının çok ötesinde, insanların kişisel hikâyelerinde de kendilerine özel bir yer edinir.
Bedia Akartürk, iş insanı Türkan Polat’ın hayatında böyle bir yere sahip.
Polat’ın Bedia Akartürk ile ilgili hikâyesi, henüz çocukluk yıllarında Karabük’te başladı. Aradan geçen uzun yıllara, değişen şehirlere ve farklı hayatlara rağmen bu tanışıklık hiç unutulmadı. Aksine, yıllar sonra Bursa’da yeniden karşılaşmalarla farklı bir boyut kazandı.
Bu hikâye, bir sanatçı ile hayranının karşılaşmasından çok daha fazlasını anlatıyor. Aynı zamanda çocukluk anılarının, eski dostlukların ve geçmişte yaşanan güzel günlerin insan hayatındaki yerini de gözler önüne seriyor.
Türkan Polat’ın Bedia Akartürk ile ilgili en eski hatırası Karabük’teki çocukluk yıllarına dayanıyor.
O dönem Karabük’ün önemli eğlence merkezlerinden biri olan Site Sineması’nın sahibi Polat’ın rahmetli dayısı Osman Şahin’di. Şahin, dönemin sevilen sanatçılarını galalar ve çeşitli etkinlikler için Karabük’e getiriyordu.
Bedia Akartürk de o dönemde Karabük’e gelen sanatçılar arasında yer alıyordu.
Çocuk yaşlarda olan Türkan Polat için bu karşılaşmalar, o günlerde yalnızca bir sanatçıyı sahnede izlemek anlamına geliyordu. Ancak yıllar geçtikçe o görüntüler, çocukluğun unutulmayan anıları arasındaki yerini aldı.

Polat, o günlerde Bedia Akartürk’ün sahnedeki duruşundan, sesinden ve insanlarla kurduğu sıcak ilişkiden etkilendiğini ifade ediyor.
Anadolu kültürünü ve halk müziğinin kendine özgü havasını taşıyan Akartürk, küçük yaşlardaki Polat’ın hafızasında güçlü bir iz bıraktı.
O yıllarda bunun gelecekte yeniden karşılaşacağı bir isim olacağını elbette bilmiyordu.
Ancak hayat, yıllar sonra bu çocukluk hatırasını yeniden karşısına çıkaracaktı.
Karabük’teki çocukluk yıllarının ardından Türkan Polat’ın hayatı farklı bir yönde ilerledi.
Polat’ın yolu Bursa’ya düştü.
Aradan uzun yıllar geçtikten sonra, 2015-2016 döneminde Bedia Akartürk ile Bursa’da yeniden karşılaşma fırsatı buldu.
Bu karşılaşma Polat için sıradan bir buluşma değildi.
Çünkü karşısında yıllar önce çocukluk döneminde sahnede izlediği sanatçı vardı.
Üstelik bu kez aralarında yalnızca sanatçı ve izleyici ilişkisi bulunmuyordu. Geçmişten gelen ortak tanıdıklar, Karabük yılları ve eski dostluklar üzerinden uzun sohbetler gerçekleştirildi.
Polat, yıllar önce tanıdığı Bedia Akartürk’ün karşısında yine aynı sıcak ve samimi kişiliği gördüğünü belirtiyor.
Sohbetlerde Karabük’ten, geçmişten ve hayatını kaybeden eski dostlardan söz edildi. Geçmişte ortak bir şekilde tanınan kişiler hatırlandı, kaybedilenler rahmetle anıldı.
Bu buluşmalar, Polat’ın çocukluk anıları ile yetişkinlik dönemini birbirine bağlayan özel bir anlam taşıyordu.
Bursa’daki karşılaşmalar sırasında Bedia Akartürk’ün Nilüfer ilçesinde yaşadığını öğrenen Türkan Polat, evlerinin birbirine yakın olduğunu fark etti.
Bu durum iki ismin zaman zaman çeşitli etkinliklerde yeniden karşılaşmasına imkân sağladı.
Özellikle derneklerin düzenlediği etkinliklerde bir araya gelen Polat ve Akartürk, geçmişten ve güncel hayattan sohbet etme fırsatı buldu.
Polat’ın anlatımına göre Bedia Akartürk’ün sanatçı kimliğinin yanı sıra insan ilişkilerine verdiği önem de dikkat çekiciydi.
Hayır çalışmalarına önem veren Akartürk, çevresindeki insanlarla yakından ilgileniyor, sosyal etkinliklerde yer alıyor ve insanlarla sıcak ilişkiler kuruyordu.
Polat, sanatçının evinde gerçekleştirilen dua programlarına da katıldığını anlatıyor.
Bütün bu buluşmalar, Polat’ın gözünde Bedia Akartürk’ü yalnızca sahnede tanınan bir sanatçı olmaktan çıkarıyordu.
Artık karşısında çocukluk yıllarından hatırladığı sanatçının yanı sıra, sohbet ettiği, hayatına dair anılar paylaştığı ve yakından tanıma fırsatı bulduğu bir insan vardı.
Ancak hayatın doğal akışı içerisinde bu yakınlık bir süre sonra kesintiye uğradı.
Türkan Polat, bir dönem Bedia Akartürk’ten haber alamadığını, daha sonra sanatçının rahatsızlandığını öğrendiğini aktarıyor.
Akartürk, kızıyla birlikte Bursa’dan ayrıldı.
Böylece iki ismin yolları bir süreliğine yeniden ayrılmış oldu.
Fakat yıllar boyunca yaşanan karşılaşmalar ve sohbetler Polat’ın hafızasında yaşamaya devam etti.
Ve aradan geçen zamanın ardından hayat, iki ismi bir kez daha aynı noktada buluşturdu.
Bu kez adres İzmir’in Ödemiş ilçesiydi.
Yıllar sonra Ödemiş’te yeniden karşılaşan Türkan Polat ve Bedia Akartürk için bu buluşma, geçmişin yeniden hatırlanması anlamına geliyordu.
Polat’ın anlatımına göre karşısında yine tanıdığı Bedia Akartürk vardı.
Yılların değiştiremediği gülümsemesi, sıcak bakışları ve kendine özgü konuşma tarzıyla…
Aradan geçen onca yıla rağmen Polat’ın zihnindeki Bedia Akartürk görüntüsü değişmemişti.
Çocukluk yıllarında Karabük’te sahnede gördüğü sanatçı ile yıllar sonra Ödemiş’te karşılaştığı insan arasında önemli bir ortak nokta vardı:
Samimiyet.
Polat’a göre Bedia Akartürk, uzun sanat hayatının ve yıllar boyunca gördüğü yoğun ilginin getirdiği şöhrete rağmen insanlarla kurduğu ilişkide mütevazılığını koruyan bir isim olarak öne çıkıyordu.
Türkan Polat’ın Bedia Akartürk’e bakışında sanatçının müzik kariyerinden çok daha geniş bir çerçeve bulunuyor.
Polat, Akartürk’ü Anadolu kültürünü, geleneklerini ve halk müziğinin ruhunu taşıyan önemli bir değer olarak görüyor.
Onun için Bedia Akartürk, yalnızca güçlü sesiyle tanınan bir sanatçı değil.
Aynı zamanda Anadolu’nun kültürel mirasını temsil eden, insanlarla kurduğu sıcak ilişkilerle de iz bırakan bir isim.
Polat’ın yıllar içinde yaptığı gözlemlerde dikkatini çeken noktalardan biri de Akartürk’ün yaşına ve uzun sanat geçmişine rağmen samimiyetini koruması.
Sahnelerde geçen uzun yıllar, alkışlar ve tanınırlık onun insanlara yaklaşımındaki sıcaklığı değiştirmemişti.
Sanatçıların geride bıraktıkları miras çoğu zaman eserleriyle ölçülür.
Söyledikleri türküler, yaptıkları albümler, verdikleri konserler ve sahne performansları sanat tarihinin bir parçası haline gelir.
Ancak Türkan Polat’ın Bedia Akartürk hikâyesi, sanatçıların insanlar üzerindeki etkisinin yalnızca eserlerle sınırlı olmadığını da gösteriyor.
Bir insanın hafızasında kalan bazen bir şarkıdan çok daha farklı bir şey olabiliyor.
Bir gülümseme…
Bir sohbet…
Bir karşılaşma…
Ya da yıllar önce çocukluk döneminde görülen bir sanatçının, yıllar sonra aynı sıcaklıkla karşınıza çıkması…
Polat’ın Bedia Akartürk ile ilgili hatıralarında bütün bu ayrıntılar bir araya geliyor.
Türkan Polat’ın anlattığı hikâyenin en dikkat çekici taraflarından biri de zaman ve mekânın değişmesine rağmen aynı kişinin hikâyenin merkezinde kalması.
İlk durak Karabük.
Çocukluk yıllarında Site Sineması’nda başlayan bir hatıra…
İkinci durak Bursa.
Yıllar sonra yeniden karşılaşmalar, eski dostların hatırlanması ve geçmiş üzerine yapılan sohbetler…
Son durak ise Ödemiş.
Aradan geçen yıllara rağmen değişmeyen bir tanışıklığın yeniden ortaya çıkması…
Bu açıdan bakıldığında Bedia Akartürk, Polat’ın hayatında yalnızca bir sanatçı olarak değil, farklı dönemleri birbirine bağlayan bir hatıra olarak da yer alıyor.
Her karşılaşma, Polat’ı geçmişe götürüyor.
Rahmetli dayısı Osman Şahin’i, Karabük’teki çocukluk yıllarını, Site Sineması’nı, eski dostları ve artık hayatta olmayan insanları yeniden hatırlatıyor.
Hayatın içinde bazı insanlar kısa süreli olarak karşımıza çıkar.
Bazılarıyla uzun yıllar görüşürüz, bazılarıyla yollarımız ayrılır.
Ancak bazı isimler vardır ki aradan ne kadar zaman geçerse geçsin hafızamızdaki yerini korur.
Türkan Polat’ın Bedia Akartürk ile ilgili hikâyesi de tam olarak böyle bir hatıraya dayanıyor.
Çocukluğunda hayranlıkla izlediği sanatçıyla yıllar sonra aynı şehirde sohbet eden Polat, zaman içerisinde Bedia Akartürk’ün yalnızca sanatçı yönünü değil, insan olarak taşıdığı özellikleri de tanıma fırsatı buldu.
Karabük’te başlayan hikâye Bursa’da devam etti, ardından Ödemiş’te yeniden kesişti.
Şehirler değişti.
Yıllar geçti.
Hayatlar farklı yönlere savruldu.
Ama çocuklukta başlayan o hatıra kaybolmadı.
Bugün Türkan Polat’ın Bedia Akartürk’le ilgili anlattığı hikâyenin merkezinde de bu duygu bulunuyor:
Bazı insanlar hayatımızdan geçip gitmiyor.
Onlar, zamanın içinden bizimle birlikte yürümeye devam ediyor.
Bedia Akartürk de Polat’ın hayatında böyle bir iz bırakan isimlerden biri.
Çocukluk yıllarında Karabük’teki sahneden izlediği sanatçı, yıllar sonra Bursa’da sohbet ettiği, Ödemiş’te yeniden karşılaştığı kıymetli bir insana dönüştü.
Ancak Polat’ın hafızasında onun yeri hiç değişmedi.
Hâlâ Karabük’teki çocukluğunun sahnesinden gülümseyen, sesiyle Anadolu’yu taşıyan ve yılların eskitemediği bir isim olarak hatırlanıyor.
Belki de bu yüzden Bedia Akartürk, Türkan Polat için yalnızca uzun sanat hayatıyla tanınan bir sanatçı değil.
Aynı zamanda çocukluktan bugüne taşınan özel bir hatıra.
Ve bazı hatıraların gerçekten yaşı olmuyor.
Aradan yıllar geçse de, insanın yüreğinde yer ettikleri sürece ilk günkü sıcaklıklarını koruyorlar.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.