Bursa’da Belediye Başkanvekili Seçimi Soruşturması

Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona İfade Verdi Bursa’da Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili seçiminin gerçekleştirildiği gün belediye binası önünde bulunan Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona, yürütülen soruşturma kapsamında Bursa Emniyet..

Bursa’da Belediye Başkanvekili Seçimi Soruşturması

Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona İfade Verdi

Bursa’da Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili seçiminin gerçekleştirildiği gün belediye binası önünde bulunan Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona, yürütülen soruşturma kapsamında Bursa Emniyet Müdürlüğü’nde ifade verdi. Rona, belediye önünde bulunmasının demokratik kitle örgütü yöneticisi kimliğiyle mecliste yaşanan süreci takip etmek ve halk iradesine yönelik müdahaleye tanıklık etmek amacı taşıdığını belirterek, “Susmayacağız” mesajı verdi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde başkanvekili seçiminin yapılacağı gün yaşanan gelişmeler, siyasi tartışmaların yanı sıra demokratik kitle örgütlerinin kamusal alandaki rolü ve demokratik protesto hakkı açısından da gündeme taşındı.

Süreç kapsamında Bursa Emniyet Müdürlüğü’nde savcılık soruşturması çerçevesinde ifade veren Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona, belediye binası önünde bulunma gerekçesinin herhangi bir taşkınlık ya da suç teşkil eden eylem olmadığını, demokratik bir sürecin yurttaş ve örgütlü toplum temsilcisi olarak izlenmesinden ibaret olduğunu açıkladı.

Rona, belediye önünde Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı ve demokratik kitle örgütü yöneticisi sıfatıyla bulunduğunu belirterek, amacının belediye meclisindeki süreci takip etmek olduğunu ifade etti.

“Amacım Meclisteki süreci izlemekti”

Özkan Rona yaptığı açıklamada, belediye başkanvekili seçiminin gerçekleştirileceği gün belediye binası önünde bulunmasının temel nedenini, “Meclisteki süreci izlemek ve halk iradesinin nasıl gasp edildiğini yerinde görmek” sözleriyle açıkladı.

Rona’ya göre yaşanan süreç yalnızca belediye yönetimine ilişkin siyasi bir tartışma olarak değerlendirilemez. Rona, gelişmelerin demokratik temsil, seçilmiş irade ve halk egemenliği bakımından ciddi soru işaretleri ortaya çıkardığını savundu.

Açıklamasında, yaşananları “demokrasinin ve halk egemenliğinin hukukun araçsallaştırılarak açıkça gasbedildiği bir süreç” olarak nitelendiren Rona, seçilmiş iradenin yok sayıldığını, belediye meclisi ve belediye binasının abluka altına alındığını ve vatandaşlar ile demokratik kitle örgütü temsilcilerinin süreçten dışlandığını ileri sürdü.

Bu değerlendirmeler, Rona’nın kişisel ve sendikal görüşleri çerçevesinde yaptığı siyasi-hukuki nitelikteki eleştiriler olarak öne çıkıyor.

“Evimizde oturmamızı ve susmamızı istiyorlar”

Rona, soruşturma kapsamında ifade vermesinin ardından yaptığı açıklamada, demokratik kitle örgütlerinin kamusal gelişmeler karşısında sessiz kalmasının beklenmesine tepki gösterdi.

“İstiyorlar ki bu hukuksuz süreçlerde evimizde oturalım, olanı biteni uzaktan izleyelim ve susalım. Biz böyle yapmayacağız” diyen Rona, Eğitim-İş’in ve demokratik kitle örgütlerinin demokratik hak ve özgürlükler konusunda kamuoyu oluşturma sorumluluğuna dikkat çekti.

Rona’nın açıklamasında öne çıkan temel başlıklardan biri de örgütlü toplumun demokratik süreçlerdeki rolü oldu. Demokratik kitle örgütlerinin yalnızca kendi üyelerinin mesleki sorunlarıyla ilgilenen yapılar olmadığına dikkat çeken Rona, demokrasiye yönelik her müdahalenin aynı zamanda emekçilerin ve toplumun örgütlü kesimlerinin haklarını doğrudan ilgilendirdiğini savundu.

“Demokratik kitle örgütleri olarak her darbenin ilk muhatabıyız”

Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı, açıklamasında sendikal mücadelenin demokrasi mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.

Rona, “Demokratik kitle örgütleri olarak demokrasiye vurulan her darbenin ilk muhatabı biziz” diyerek, halkın örgütlü sesinin ve emekçilerin haklarının ancak demokratik bir hukuk düzeni içerisinde güvence altına alınabileceğini ifade etti.

Özellikle eğitim emekçileri açısından demokratik hakların önemine dikkat çeken Rona, sendikal örgütlenme, ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı ile seçme-seçilme iradesinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti.

Bu çerçevede Rona, belediye önünde bulunmasını bir siyasi parti faaliyeti ya da suç unsuru taşıyan bir eylem olarak değil, demokratik kitle örgütü temsilcisi olarak kamusal bir süreci takip etme sorumluluğu kapsamında değerlendirdi.

“Sadece irade gaspına tanıklık ettim”

Soruşturma kapsamında verdiği ifadeye de değinen Rona, herhangi bir suç unsuru içeren eylemde bulunmadığını söyledi.

Rona, bugüne kadar sendikal ve demokratik mücadelesi nedeniyle çok sayıda kez emniyet müdürlüklerinde ve adliyelerde ifade vermek üzere çağrıldığını belirterek, son soruşturmanın da kendisi açısından bu mücadelenin bir parçası olduğunu savundu.

“İfademde de belirttiğim gibi hiçbir suç unsuru içeren eylemde bulunmadım. Sadece irade gaspına tanıklık ettim” diyen Rona, demokratik hakların kullanılmasının kriminalize edilmemesi gerektiği mesajını verdi.

Buradaki temel tartışma, bir yurttaşın veya demokratik kitle örgütü temsilcisinin kamuya açık bir alanda siyasi ve demokratik bir süreci takip etmesinin hangi koşullarda soruşturma konusu yapılabileceği noktasında yoğunlaşıyor.

“Hedef alınmamız bizi yıldıramaz”

Rona, açıklamasının devamında demokratik kurumların ve halk iradesinin savunulmasından geri adım atmayacaklarını belirtti.

“Halk iradesini, hukukun üstünlüğünü ve demokratik kurumları savunduğumuz için hedef alınmamız bizi yıldıramaz” ifadelerini kullanan Rona, sendikal mücadelenin baskı ve soruşturmalar karşısında sona ermeyeceğini vurguladı.

Eğitim-İş Bursa Şubesi açısından bakıldığında açıklamanın temel mesajı, eğitim emekçilerinin yalnızca özlük ve çalışma koşullarına ilişkin taleplerle sınırlı bir sendikal anlayış benimsemediği; demokratik hak ve özgürlükleri de sendikal mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğü yönünde.

Hukuk ve sendika yönetiminden destek

Rona, ifade sürecinde kendisine destek veren Merkez Özük Hukuk ve TİS Sekreteri Yeliz Toy ile şube yöneticilerine teşekkür etti.

Soruşturma kapsamında ifade verme sürecinin ardından yapılan bu açıklama, Eğitim-İş cephesinde dayanışma vurgusunu da öne çıkardı. Sendikal mücadelede hukuki süreçlerle karşı karşıya kalan yöneticilere verilen kurumsal desteğin, örgütsel dayanışmanın önemli unsurlarından biri olduğu ifade edildi.

Eğitim-İş’ten “susmayacağız” mesajı

Özkan Rona açıklamasının sonunda Eğitim-İş’in demokratik haklar konusundaki tutumunun devam edeceğini belirtti.

Rona, “Eğitim-İş olarak eğitim emekçilerinin ve toplumun demokratik haklarını savunmaya devam edeceğiz. Susmayacağız” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Bursa’daki soruşturma, bir yandan belediye yönetimine ilişkin yaşanan siyasi ve hukuki tartışmaları gündemde tutarken, diğer yandan demokratik kitle örgütlerinin kamusal alandaki faaliyetleri, toplantı ve ifade özgürlüğü ile seçilmiş iradenin korunması konularındaki tartışmayı da yeniden gündeme taşıdı.

Önümüzdeki süreçte soruşturmanın kapsamı, savcılık tarafından atılacak adımlar ve ilgili makamların konuya ilişkin açıklamaları, olayın hukuki boyutunun nasıl şekilleneceği açısından belirleyici olacak.

Atlas International Group

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.