Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu üyeliği kapsamında düzenlediği basın toplantısında, küresel siyasetin en kritik başlıklarından biri olan ABD-İran gerilimini kapsamlı şekilde değerlendirdi. “Trump’ın İran Sendromundan Çıkış Arayışında Gelinen Nokta: Düğüm mü? Yoksa Çözüm mü?” başlıklı açıklamasında Bekin, ABD’nin dış politika tercihlerini sert ifadelerle eleştirdi.
Bekin, özellikle Donald Trump yönetiminin dış politikada benimsediği yaklaşımın, evanjelik çevrelerin etkisi ve Benjamin Netanyahu hükümetinin politikalarıyla örtüşmesinin, küresel ölçekte krizleri derinleştirdiğini ifade etti. Bu durumun uluslararası ilişkilerde öngörülemezliği artırdığına dikkat çeken Bekin, Washington yönetiminin geleneksel karar alma mekanizmalarından uzaklaştığını savundu.
Açıklamasında dikkat çekici bir karşılaştırmaya da yer veren Bekin, George W. Bush döneminde istihbarat raporlarının karar süreçlerindeki belirleyici rolüne vurgu yaparak, Trump döneminde bu yaklaşımın yerini daha çok siyasi ve ideolojik yakınlıkların aldığını dile getirdi. Bekin’e göre, Trump’ın İran konusunda ABD istihbaratından ziyade Netanyahu’nun görüşlerine öncelik vermesi, Amerika’yı geçmişte yaşanan Vietnam War benzeri ancak daha derin bir açmaza sürükleme riski taşıyor.
Bekin, ABD’nin İran’a yönelik İsrail ile koordineli yürüttüğü sert politikaların yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti. Bu politikaların Amerika’ya duyulan güveni zedelediğini ifade eden Bekin, özellikle Körfez bölgesindeki dengelerin Washington aleyhine değişmeye başladığını ve bunun China ile yürütülen ekonomik rekabeti de olumsuz etkilediğini kaydetti.
Trump yönetiminin İran’ı Körfez’deki çıkarları önünde en büyük engel olarak gördüğünü belirten Bekin, bu doğrultuda başlatılan tek taraflı politikaların hedeflenen sonuçları vermediğini söyledi. Aksine, krizin daha da derinleşmesine yol açacak adımların atıldığını ifade etti. Özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol mücadelesinin, ABD’nin Çin ile olan rekabetini daha ileri boyuta taşıma çabasının bir parçası olduğunu, ancak bu stratejinin büyük ölçüde başarısızlığa uğradığını vurguladı.
Bekin, Trump’ın ikinci başkanlık dönemine girerken dile getirdiği “altın çağ” söyleminin kısa sürede yerini hayal kırıklığına bıraktığını belirterek, mevcut durumun belirsizlik, risk ve kaotik gelişmelerle şekillendiğini söyledi. Bu bağlamda Trump’ın, geçmişte Barack Obama dönemini vizyonsuzlukla eleştirdiğini hatırlatan Bekin, bugün gelinen noktada benzer eleştirilerin daha güçlü şekilde Trump yönetimi için geçerli olduğunu ifade etti.
Sonuç olarak Bekin, ABD’nin İran politikası bağlamında içine düştüğü “İran sendromundan” çıkış arayışının çözüm üretmekten uzak olduğunu savundu. Hürmüz Boğazı’nda oluşturulmaya çalışılan baskı ve abluka stratejisinin, İran’a çözüm dayatmak yerine daha büyük bir çıkmazı beraberinde getireceğini belirtti.
Bekin ayrıca, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance tarafından yapılan “Bu süreci büyük ve başarılı bir anlaşmayla sonlandırmayı tercih ediyoruz ve Başkan Trump da bu sürecin uzamasını istemiyor” açıklamasına da dikkat çekerek, bu ifadelerin Washington yönetiminin içinde bulunduğu açmazın açık bir göstergesi olduğunu sözlerine ekledi.