Bursa’da tağşiş krizinin görünmeyen yüzü: Belgeler ortaya çıktı, tartışma büyüdü

Bursa’da Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda denetimleri sonrası bazı pide, lahmacun ve köfte ürünlerinde kanatlı eti tespit edilmesi kent gündemine bomba gibi düştü. Sosyal medyada “kırmızı etin içine yüksek oranda..

Bursa’da tağşiş krizinin görünmeyen yüzü: Belgeler ortaya çıktı, tartışma büyüdü

Bursa’da Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda denetimleri sonrası bazı pide, lahmacun ve köfte ürünlerinde kanatlı eti tespit edilmesi kent gündemine bomba gibi düştü. Sosyal medyada “kırmızı etin içine yüksek oranda tavuk eti karıştırıldı” iddiaları hızla yayılırken, Bursa Lokantacılar Odası Başkanı Mehmet Yasak, kamuoyundaki algı ile laboratuvar sonuçlarının aynı şey olmadığını savundu. Yeniyol Lokantası tarafından yayımlanan belgelerde ise söz konusu tespitin yüzde 1 oranında olduğu belirtildi. Tartışmanın odağında şimdi şu soru var: Gerçekten ne kadar kanatlı eti tespit edildi ve bu ürünlere nasıl karıştı?

Bursa’da gıda güvenliği tartışması yeni bir boyut kazandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği denetimlerin ardından Bursa’nın farklı ilçelerinde faaliyet gösteren bazı işletmelerin ürünlerinde mevzuata aykırı unsurlar tespit edildi. Bakanlığın kamuoyuyla paylaştığı sonuçların ardından özellikle pide, lahmacun ve köfte gibi doğrudan tüketiciye sunulan ürünlerde kanatlı eti tespit edilmesi büyük tepki çekti.

Ancak denetim sonuçlarının açıklanmasının ardından başlayan tartışma, kısa sürede yalnızca “üründe kanatlı eti var mı, yok mu?” sorusundan çıktı.

Bu kez tespitin oranı, niteliği, ürüne hangi aşamada karışmış olabileceği ve kasıt bulunup bulunmadığı tartışılmaya başlandı.

Çünkü kamuoyunda oluşan ilk algı ile bazı işletmelerin açıkladığı laboratuvar belgeleri arasında dikkat çekici bir fark bulunduğu ileri sürüldü.

Sosyal medyada yayılan iddialar ortalığı karıştırdı

Bakanlığın denetim sonuçlarının yayımlanmasıyla birlikte işletme isimleri ve ürünlere ilişkin bilgiler sosyal medya platformlarında kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.

Özellikle kırmızı et kullanılarak hazırlanması beklenen ürünlerde kanatlı eti tespit edilmesi, tüketiciler açısından ciddi soru işaretleri oluşturdu.

Ancak bazı paylaşımlarda, sanki işletmelerin ürünlerinde yüksek miktarda tavuk eti kullanıldığı izlenimi oluştu.

Bursa Lokantacılar Odası Başkanı Mehmet Yasak ise tam da bu noktada devreye girerek, kamuoyundaki algının laboratuvar sonuçlarının ayrıntılarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Yasak, hatalı üretim yapan veya mevzuata aykırı uygulamada bulunan işletmelerin karşısında olduklarını belirtirken, tespitlerin olduğundan farklı aktarılmasının da doğru olmadığını söyledi.

“70 kilo ete 30 kilo tavuk konuldu” algısına tepki

Yasak’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici bölüm, tağşiş oranına ilişkin değerlendirmesi oldu.

Kamuoyunda oluşan algının, sanki işletmelerin kırmızı etin önemli bölümünü tavuk etiyle değiştirdiği yönünde olduğunu belirten Yasak, bazı raporlardaki bulguların yüzde 1 veya daha düşük seviyelerde olduğunu söyledi.

Yasak, durumu şu sözlerle eleştirdi:

“Burada esnafın 70 kilo etin içine 30 kilo tavuk koyduğu gibi bir algı yaratıldı. Raporlara bakacak olursak bulgular yüzde 1 oranında veya daha az. Böylesine önemli bir konuda veriler oldukça önemli.”

Bu açıklama, Bursa’daki tağşiş tartışmasının yönünü değiştirdi.

Çünkü bir üründe mevzuata aykırı şekilde başka bir hayvan türüne ait etin bulunması başlı başına önemli bir konu olsa da, tespit edilen miktarın ne olduğu da olayın boyutunu anlamak açısından kritik önem taşıyor.

Dolayısıyla tartışmanın yalnızca “kanatlı eti çıktı” başlığı üzerinden yürütülmesi yerine, laboratuvar raporlarında belirtilen sonuçların tamamının kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde sunulması gerekiyor.

“At veya eşek eti tespit edilmedi”

Bursa Lokantacılar Odası Başkanı Mehmet Yasak, kamuoyunda zaman zaman tağşiş haberleriyle birlikte gündeme gelen at veya eşek eti iddialarına da değindi.

Yasak, söz konusu tespitlerde at veya eşek eti gibi tek tırnaklı hayvan etlerinin tespit edilmediğini, raporlarda kanatlı eti tespitinin yer aldığını belirtti.

Bu ayrımın özellikle önemli olduğunu ifade eden Yasak, kırmızı et ürününde kanatlı etinin bulunmasının istenmeyen ve mevzuat açısından sorun teşkil eden bir durum olduğunu kabul ederken, olayın niteliğinin de doğru aktarılması gerektiğini savundu.

Başka bir ifadeyle tartışmanın iki ayrı boyutu bulunuyor:

  • Ürünün içeriğinde mevzuata aykırı bir hayvan türüne ait et tespit edilmesi,

  • Bu tespitin ürünün ne kadarlık bölümünü oluşturduğu.

İkinci başlığın da kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Yeniyol Lokantası belgeleri yayımladı

Tartışmanın en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise Bakanlığın listesinde yer alan işletmelerden Yeniyol Lokantası’nın konuya ilişkin belge yayımlaması oldu.

Lokanta tarafından paylaşılan belgelerde, yapılan incelemede tespit edilen tağşiş oranının yüzde 1 olduğu belirtildi.

Belgenin kamuoyuyla paylaşılmasıyla birlikte tartışma yeni bir boyut kazandı.

Çünkü artık yalnızca Bakanlığın açıkladığı “kanatlı eti tespit edildi” bilgisi değil, tespitin hangi oranda gerçekleştiği de kamuoyunun gündemine taşındı.

Burada kritik olan nokta ise yüzde 1 oranındaki tespitin nasıl yorumlanması gerektiği.

Bir başka ifadeyle, yüzde 1 oranında dahi olsa mevzuata aykırı bir bileşenin üründe bulunması ile ürünün büyük bölümünün başka bir et türüyle değiştirilmesi aynı şey değil.

Bu nedenle kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından laboratuvar raporlarının tamamının, kullanılan analiz yöntemlerinin ve ilgili mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.

Asıl soru: Kanatlı eti ürüne nasıl karıştı?

Tartışmanın belki de en önemli ve en az konuşulan kısmı ise bu.

Eğer kırmızı et ürünü içerisinde kanatlı eti tespit edildiyse, bunun bilinçli bir karışım mı, üretim sürecindeki bir hata mı, ekipman kaynaklı çapraz bulaşma mı olduğu araştırılmalı.

Yasak da özellikle bu ihtimale dikkat çekti.

Bir işletmede farklı türde etlerin hazırlanması sırasında kullanılan bıçaklar, kesim ekipmanları, tezgâhlar veya kıyma makineleri yeterince temizlenmediğinde, önceki üründen kalan parçaların sonraki ürüne geçme ihtimali bulunduğunu belirtti.

Bu durumun gerçekten söz konusu olaylarda yaşanıp yaşanmadığı ise ancak işletmenin üretim süreci, hijyen uygulamaları ve denetim sonuçları birlikte incelenerek ortaya konulabilir.

Dolayısıyla “çapraz bulaşma olmuş olabilir” ifadesi, tek başına olayın açıklaması olarak kabul edilemez. Bunun somut denetim ve laboratuvar bulgularıyla ortaya konulması gerekiyor.

Kıyma makineleri ve bıçaklar mercek altında

Gıda sektöründe farklı ürünlerin aynı ekipmanlarla hazırlanması, hijyen prosedürlerinin önemini daha da artırıyor.

Özellikle kıyma makinelerinin her kullanım sonrasında uygun şekilde temizlenmesi, farklı hayvan türlerine ait etlerin aynı ekipmanla işlenmesi halinde gerekli prosedürlerin uygulanması ve kullanılan bıçak ile kesim tahtalarının doğru şekilde ayrılması gerekiyor.

Yasak da bu noktaya dikkat çekerek, küçük miktarlardaki et parçalarının ekipmanlar aracılığıyla başka ürüne geçebileceğini ifade etti.

Ancak burada sorumluluk yalnızca “makine temizlenmedi” diyerek geçiştirilemez.

Eğer gerçekten çapraz bulaşma yaşandıysa, işletmenin hijyen prosedürlerinin nasıl uygulandığı, ekipmanın temizlenip temizlenmediği, üretim sırasının nasıl planlandığı ve çalışanların ilgili kurallara uyup uymadığı da incelenmeli.

“Bilinçli olarak tavuk kullanıldığını düşünmüyorum”

Yasak, kanatlı etinin kırmızı et ürünlerinde bilinçli olarak kullanıldığı iddiasına da mesafeli yaklaştı.

“Ben tavuk eti gibi artık kırmızı etle yarışan bir ürün kaleminin tağşişte bile isteye kullanıldığını düşünmüyorum” diyen Yasak, olayın kasıtlı bir uygulama olduğunun peşinen kabul edilmemesi gerektiğini savundu.

Ancak bu değerlendirme, tek başına resmi bir tespit anlamına gelmiyor.

Bir ürünün içine farklı bir et türünün hangi nedenle girdiğinin belirlenmesi için denetim kayıtları, üretim koşulları, laboratuvar sonuçları ve işletmenin uygulamaları birlikte incelenmeli.

Kasıt olup olmadığı konusunda nihai değerlendirmeyi ise yetkili kurumların incelemeleri ve hukuki süreç belirleyecek.

Esnafın itibarı ile tüketicinin hakkı karşı karşıya getirilmemeli

Tartışmanın bir diğer önemli boyutu ise işletmelerin itibarı.

Yasak, sosyal medyada yapılan paylaşımların işletmeleri kamuoyunda çok ağır biçimde hedef haline getirebildiğine dikkat çekerek, tespitlerin gerçek boyutlarıyla paylaşılması gerektiğini söyledi.

Ancak burada tüketicinin bilgi edinme hakkı da aynı derecede önemli.

Bir işletmenin itibarının korunması ile tüketicinin ne satın aldığını bilme hakkı birbirinin alternatifi olmamalı.

Asıl ihtiyaç duyulan şey, belgelerin eksiksiz açıklanması, tespitlerin oranlarının net biçimde belirtilmesi ve işletmenin sorumluluğunun yetkili kurumlar tarafından ortaya konulması.

Çünkü kamuoyunda eksik bilgi kadar, yanlış veya abartılı bilgi de ciddi sonuçlar doğurabilir.

“Tağşiş yok” demek de “yüksek oranda tavuk kullanıldı” demek de aynı derecede yanlış olabilir

Bursa’daki tartışmanın ortaya çıkardığı temel sorunlardan biri de kavramların birbirine karıştırılması.

Bir üründe kırmızı et dışında kanatlı eti tespit edilmişse, bu durum mevzuat açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Ancak buradan hareketle otomatik olarak ürünün büyük bölümünün tavuk etinden oluştuğu sonucuna varılamaz.

Aynı şekilde, tespit oranının düşük olduğu iddiası da üründe mevzuata aykırı bir durum bulunmadığı anlamına gelmez.

Dolayısıyla kamuoyunun ihtiyacı olan şey slogan değil, açık veri ve belgedir.

Bakanlığa da önemli görev düşüyor

Bursa’da yaşanan tartışmanın sağlıklı şekilde sonuçlandırılabilmesi için gözler şimdi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın denetim süreçlerine çevriliyor.

Kamuoyunun bilmek istediği sorular oldukça net:

Hangi üründen numune alındı?

Numune hangi tarihte alındı?

Laboratuvar analizinde hangi hayvan türüne ait DNA tespit edildi?

Tespit edilen oran tam olarak nedir?

Analiz hangi yöntemle yapıldı?

Üründe tespit edilen unsur mevzuat açısından hangi ihlali oluşturuyor?

Çapraz bulaşma ihtimali araştırıldı mı?

İşletmenin üretim ve hijyen koşulları incelendi mi?

İşletme hakkında hangi idari veya hukuki işlem uygulandı?

Bu soruların açık biçimde yanıtlanması, hem tüketicinin güvenini korumak hem de işini kurallara uygun yapan işletmelerin haksız şekilde zan altında kalmasını önlemek açısından önem taşıyor.

Tüketici açısından mesaj açık: Etiket ve denetim kadar şeffaflık da şart

Gıda güvenliği söz konusu olduğunda tüketicinin en temel beklentisi, satın aldığı ürünün gerçekten beyan edilen içeriğe sahip olması.

Pide, lahmacun, köfte ve benzeri ürünlerde kullanılan hammaddelerin niteliği, üretim koşulları ve hijyen standartları bu nedenle büyük önem taşıyor.

Bursa’daki son gelişme ise bir kez daha gösterdi ki gıda denetimlerinin yalnızca yapılması değil, sonuçlarının kamuoyuna anlaşılır, ölçülebilir ve ayrıntılı şekilde aktarılması da gerekiyor.

Çünkü bir tarafta tüketicinin sağlığı ve güveni, diğer tarafta ise binlerce kişinin geçimini sağlayan esnafın itibarı bulunuyor.

Tartışmanın özeti: Belgeler ne söylüyor?

Ortaya çıkan tablo şu:

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın denetimleri sonucunda bazı işletmelerin ürünlerinde kanatlı eti tespit edildi.

Bursa Lokantacılar Odası Başkanı Mehmet Yasak, kamuoyunda oluşan yüksek oranlı tavuk karıştırıldığı algısının bazı raporlarla örtüşmediğini ve bazı tespitlerin yüzde 1 veya altında olduğunu söyledi.

Yeniyol Lokantası ise yayımladığı belgelerde kendi ürünündeki tespit oranının yüzde 1 olduğunu açıkladı.

Yasak, at veya eşek eti tespit edilmediğini belirtti ve çapraz bulaşma ihtimalinin araştırılması gerektiğini savundu.

Buna karşılık, bir üründe mevzuata aykırı şekilde farklı bir hayvan türüne ait et tespit edilip edilmediği ve bunun hangi nedenle gerçekleştiği, ilgili resmi incelemelerin konusunu oluşturmaya devam ediyor.

Şimdi asıl mesele rakamları doğru okumak

Bursa’daki tağşiş tartışmasının sosyal medya paylaşımlarından çıkıp belgeler, laboratuvar sonuçları ve resmi denetim raporları üzerinden değerlendirilmesi gerekiyor.

Çünkü mesele yalnızca bir işletmenin adı veya bir ürünün içeriği değil.

Mesele, tüketicinin satın aldığı gıdaya güvenebilmesi; işini kurallara uygun yapan esnafın haksız yere suçlanmaması ve kuralları ihlal edenlerin de gerçek tespitler üzerinden hesap vermesi.

Bu nedenle Bursa kamuoyunun beklediği şey artık yorum değil:

Belge.

Oran.

Laboratuvar sonucu.

Denetim tutanağı.

Ve varsa ihlalin açıkça ortaya konulduğu hukuki süreç.

Gıda güvenliği konusunda güvenin yeniden tesis edilmesinin yolu da tam olarak buradan geçiyor.

Atlas International Group

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.