Çiftehavuzlar’da “Yırtık Ayakkabı ile Gezmesin” Projesi Şikâyetlerle Bitirildi BURSA – Çiftehavuzlar Mahallesi’nde dört yıldır sessiz sedasız yürütülen, tek amacı yoksulluğu görünmez kılmak değil, insan onurunu korumak olan “Yırtık Ayakkabı ile..
BURSA – Çiftehavuzlar Mahallesi’nde dört yıldır sessiz sedasız yürütülen, tek amacı yoksulluğu görünmez kılmak değil, insan onurunu korumak olan “Yırtık Ayakkabı ile Gezmesin” projesi, art arda yapılan şikâyetler ve bürokratik baskılar nedeniyle resmen durduruldu.
Projeyi yürüten gönüllü isim, kamuoyuna yaptığı sert açıklamayla yalnızca bir sosyal yardımın değil, vicdanın da hedef alındığını ilan etti.
“An itibariyle Çiftehavuzlar Mahallesi’nde kimse yırtık ayakkabı ile gezmesin projesi bitmiştir.”
Bu cümle, bir yardım çalışmasının sonunu değil; toplum olarak nereye sürüklendiğimizin acı bir özetini ifade ediyor.
Projenin bitişine dair verilen en çarpıcı detay ise vicdanları sızlattı. Son ayakkabı, torunlarına bakan, terlikle dolaşan 70 yaşındaki bir yaşlı kadına, “ayakları üşümesin” diye teslim edildi.
Bu sahne, Çiftehavuzlar’ın değil, ülkenin fotoğrafıdır.
Bir yanda ayakkabısı olmayan yaşlılar, diğer yanda bu ayakkabıyı verenleri kaymakamlığa ifade vermeye çağıran bir sistem.

Projeyi yürüten gönüllü, sürekli yapılan şikâyetler nedeniyle Kaymakamlık tarafından defalarca ifadeye çağrıldığını açıklarken, tepkisini şu sert sözlerle dile getirdi:
“Toprak sizi kabul edecek mi diye merak ediyorum.”
Bu sözler, yardım yapanların değil; yardımı hedef alanların sorgulanması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.
Rakamlar, yapılan işin büyüklüğünü ve karşılığında maruz kalınan muameleyi gözler önüne seriyor:
4 yılda 1600 çift ayakkabı,
Yoksul çocuklara, yaşlılara, ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı.
Orhaneli Nalınlarlı’dan bir vatandaş başta olmak üzere çok sayıda hayırsever düzenli destek verdi.
Ancak teşekkür yerine cezalar geldi.
Açıklamada yer alan bir başka çarpıcı hatırlatma ise sistemin çifte standardını gözler önüne serdi:
4 yıl önce:
Kur’an öğrettik diye,
Cuma günü muhtarlıktan ekmek dağıttık diye,
12 yaşındaki Romen bir çocuğu sünnet ettirdik diye,
7.500 TL idari para cezası kesildi.
Bugün:
Aynı yardım faaliyetlerinin cezası en az 94.000 TL.
Bu tablo, yardımın değil, yoksulluğun suç olmaktan çıktığı; iyiliğin cezalandırıldığı bir düzeni işaret ediyor.
Projeyi yürüten isim, en ağır cümleyi ise yaşlılara yönelik kurdu:
“Yaşlılarımızdan özür dilerim.”
Bu özür, bir kişinin değil; toplumun özrüdür. Çünkü yaşlıların ayakları üşürken, sistemin vicdanı çoktan donmuştur.
Tüm baskılara rağmen, yardımlar tamamen kesilmiyor. Açıklamaya göre:
Sporcular için ayakkabı projesi,
Batı Trakya Olimpik Spor Kulübü üzerinden,
“ayakkabı bağışı” adı altında devam edecek.
Bundan sonra şikâyetler bitene kadar tüm projeler spor kulübü üzerinden yürütülecek.
Bu durum, sivil toplumun hayatta kalmak için şekil değiştirmek zorunda bırakıldığının açık göstergesi.
Şikâyet edenlere ve muhtar adaylarına yönelik mesaj ise son derece net ve meydan okur nitelikte:
“Şikâyet edenler başta olmak üzere, muhtar adayları da Çiftehavuzlar Derneği kursun.
En fazla yardımı ben yapacağım.”
Bu sözler, samimiyet testidir.
Açıklamanın finali ise artık savunmadan saldırıya geçildiğini gösteriyor:
E-imza alındı,
KEP adresi alınıyor,
İftira atıp şikâyet edenler hakkında savcılığa suç duyurusu yapılacak.
Ve son cümle, tüm tartışmanın özetidir:
“Yandınız… (yanın inşallah)”
Çiftehavuzlar’da bitirilen şey bir ayakkabı projesi değil;
toplumsal dayanışmanın cezalandırılmadığına dair inançtır.
Bugün yırtık ayakkabıyı şikâyet edenler,
yarın çıplak vicdanlarıyla baş başa kalacaktır.