Bursa’da 8 Mart’ta Ortak Basın Açıklaması: “Kadın Mücadelesi Emperyalizme Karşı Mücadeleden Ayrı Değildir” Cumhuriyet Kadınları Derneği Osmangazi Şubesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Bursa’da dikkat çeken bir basın..
Cumhuriyet Kadınları Derneği Osmangazi Şubesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Bursa’da dikkat çeken bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklama, Aile Akademisi Derneği ve Filistin İçin Ayağa Kalk Hareketi ile birlikte düzenlendi. Programda kadın emeği, küresel politikalar, savaşlar ve uluslararası kurumların kadın hakları konusundaki tutumu ele alındı.
Basın açıklamasında konuşan Aile Akademisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gülsüm Süslü ve Cumhuriyet Kadınları Derneği Osmangazi Şube Başkanı Sevim Erol, 8 Mart’ın yalnızca kadınların çalışma hayatındaki hak talepleri açısından değil, aynı zamanda küresel politik gelişmeler ve anti-emperyalist mücadele bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Programın ilk konuşmasını Aile Akademisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gülsüm Süslü yaptı. Süslü konuşmasında 8 Mart’ın tarihsel olarak kadın emeğinin görünürlüğü ve eşit haklar mücadelesinin simgesi olduğunu hatırlattı.

Kadın emekçilerin yıllardır dile getirdiği temel talepleri hatırlatan Süslü, şu başlıkların hâlâ güncelliğini koruduğunu belirtti:
Eşit işe eşit ücret
Çalışma hayatında fırsat eşitliği
Sendikalaşma hakkı
Kadın emeğinin görünür hale gelmesi
Süslü, bu taleplerin emekçi kadınlar açısından meşru ve haklı olduğunu ifade ederek, kadınların hak arama mücadelesinin küresel ekonomik sistemden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Konuşmasında kadınların tarihsel olarak yaşadığı eşitsizliklerin küresel ekonomik düzenle bağlantılı olduğunu dile getiren Süslü, kadın hakları mücadelesinin ulusal bağımsızlık mücadelelerinden ayrı düşünülemeyeceğini savundu.
Süslü, çağımızda emek mücadelesinin küresel sömürü düzenine karşı verilen mücadeleyle birleştiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Kadının tarihsel ezilmişliğine karşı verdiği mücadele, millî devletlerin emperyalizme karşı verdiği mücadelenin içindedir. Kadının kurtuluşu vatanın kurtuluşuyla mümkündür.”
Süslü ayrıca küresel siyasette yaşanan gelişmelere değinerek, özellikle Orta Doğu’da yaşanan çatışmaların kadınları ve çocukları doğrudan etkilediğini ifade etti.
Konuşmalarda özellikle Orta Doğu’daki gelişmeler üzerinde duruldu. Süslü, bölgede yaşanan çatışmaların siviller üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek, İran ve Filistin’de hayatını kaybeden kadın ve çocukların durumuna dikkat çekti.
Konuşmasında İran’ın bağımsızlık mücadelesine değinen Süslü, İran halkının dış müdahalelere karşı direndiğini ifade ederek, bölgedeki kadınların bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi.
Programda söz alan Sevim Erol, 8 Mart’ın küresel ölçekte kadın haklarının tartışıldığı önemli bir gün olduğunu ifade etti.
Erol, Birleşmiş Milletler’in 2026 yılı için belirlediği tema kapsamında kadın hakları, adalet ve eşitlik konularının uluslararası toplantılarda ele alınacağını hatırlattı.
Ancak uluslararası kurumların uygulamalarında çifte standartlar bulunduğunu savunan Erol, özellikle savaş bölgelerinde kadınların yaşadığı dramların yeterince gündeme taşınmadığını söyledi.
Erol konuşmasında Gazze’de yaşanan insani krize de değindi.
UN Women tarafından yayımlanan analizlere göre 2023 yılından bu yana Gazze’de on binlerce kadın ve kız çocuğunun hayatını kaybettiğini hatırlatan Erol, savaşların en ağır bedelini sivillerin ödediğini ifade etti.
Filistin’de yaşanan gelişmelerin uluslararası toplum tarafından yeterince güçlü bir şekilde ele alınmadığını savunan Erol, kadın ve çocukların savaşların en savunmasız kesimi olduğunu vurguladı.
Konuşmasında küresel ölçekte kadın ve çocuk istismarı konusuna da değinen Erol, özellikle kamuoyunda büyük yankı uyandıran Jeffrey Epstein skandalını hatırlattı.
Erol, bu olayın yalnızca bireysel bir suç dosyası değil, küresel bir istismar ağının varlığına işaret ettiğini savunarak uluslararası adalet mekanizmalarının bu tür olaylarda daha etkin olması gerektiğini söyledi.

Basın açıklamasının sonunda yapılan ortak değerlendirmede, kadın hakları mücadelesinin yalnızca toplumsal cinsiyet tartışmalarıyla sınırlı görülmemesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamada şu görüşlere yer verildi:
Kadın hakları söylemi küresel çıkar mücadelelerinin aracı haline getirilmemelidir.
Savaşlar ve işgaller kadınlar ve çocuklar üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır.
Küresel istismar ağları ve insan ticaretiyle mücadele edilmelidir.
Kadınların ve ailelerin korunması için güçlü toplumsal yapılar oluşturulmalıdır.
Açıklama, adaletin ve barışın tüm toplumlar için eşit biçimde sağlandığı bir dünya temennisiyle sona erdi.