ANAYASA MAHKEMESİ’NDEN HÜKÜMETE TOKAT GİBİ KARAR: GREV YASAĞI AÇIKÇA HAK İHLALİDİR

Türkiye’de yıllardır “milli güvenlik” gerekçesinin arkasına sığınılarak durdurulan grevler, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) son kararıyla bir kez daha hukuk duvarına çarptı. 2017 yılında Asil Çelik işyerinde alınan grev kararının Bakanlar Kurulu..

ANAYASA MAHKEMESİ’NDEN HÜKÜMETE TOKAT GİBİ KARAR: GREV YASAĞI AÇIKÇA HAK İHLALİDİR

Türkiye’de yıllardır “milli güvenlik” gerekçesinin arkasına sığınılarak durdurulan grevler, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) son kararıyla bir kez daha hukuk duvarına çarptı. 2017 yılında Asil Çelik işyerinde alınan grev kararının Bakanlar Kurulu tarafından 60 gün süreyle “ertelenmesi” üzerine yapılan başvuruda AYM, hükümetin sendikal hakları ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, sendikaya 70 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Bu karar, yalnızca bir tazminat hükmü değil; grev yasaklarını sistematik hale getiren siyasi anlayışa yönelik ağır bir anayasal uyarı niteliği taşıyor.


GREV “ERTELEME” ADI ALTINDA FİİLEN YASAKLANDI

2017 yılında Asil Çelik’te toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine Birleşik Metal-İş Sendikası grev kararı aldı. Ancak 18 Ocak 2017’de Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla grev, “milli güvenliği bozucu nitelikte” olduğu iddiasıyla 60 gün ertelendi.

Türkiye’deki uygulamada “erteleme”nin fiilen “yasaklama” anlamına geldiği biliniyor. Çünkü 60 günlük sürenin sonunda uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu’na taşınıyor ve toplu sözleşme burada bağıtlanıyor. Bu da işçilerin grev hakkını kullanarak pazarlık gücü oluşturma imkanını ortadan kaldırıyor.

Sendika, yürütmenin durdurulması talebiyle Danıştay’a başvurdu; talep reddedildi. Açılan dava iki buçuk yıl sonra sonuçlandı ve Danıştay grev yasağını hukuka uygun buldu. Temyiz süreci de 2021’de aynı yönde sonuçlandı.

Bunun üzerine sendika 30 Temmuz 2021’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. AYM, 25 Aralık 2025 tarihli kararıyla başvuruyu karara bağladı ve hükümetin sendikal hakları ihlal ettiğine hükmetti.


AYM: GREV HAKKI FİİLEN ANLAMSIZ HALE GETİRİLDİ

Anayasa Mahkemesi kararında son derece net ifadeler kullandı. Mahkeme, grev ertelemesinin “ekonomik bazı sonuçları olacak bütün grevlerin milli güvenliği bozabileceği” gibi geniş ve belirsiz bir yoruma kapı aralayabileceğini belirtti. Bu yaklaşımın, demokratik toplumda gerekli olmayan ve ölçüsüz müdahalelere yol açabileceği vurgulandı.

Kararda özellikle şu tespit dikkat çekti:
Grev ertelemesi sonrası toplu sözleşmenin Yüksek Hakem Kurulu tarafından bağıtlanması, işçilerin grev yaparak daha avantajlı bir sözleşme için işvereni zorlama imkanını ortadan kaldırdı. Yani anayasal bir hak olan grev ve toplu sözleşme hakkı fiilen işlevsiz hale getirildi.

AYM, bu durumun Anayasa’nın 51. maddesiyle güvence altına alınan sendika hakkının ihlali anlamına geldiğini açıkça belirtti ve idarenin sendikaya 70 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verdi.


İKİNCİ KEZ HAK İHLALİ TESPİTİ

Bu karar, AYM’nin Birleşik Metal-İş lehine verdiği ikinci grev hakkı ihlali kararı oldu. 2015 yılında MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi sürecinde yaklaşık 15 bin işçi için alınan grev kararı da Bakanlar Kurulu tarafından ertelenmişti. AYM, 2018 yılında verdiği kararda bu yasağın da hak ihlali olduğuna hükmetmişti.

Buna rağmen grev yasakları sona ermedi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi öncesinde Bakanlar Kurulu kararlarıyla, sonrasında ise Cumhurbaşkanı kararlarıyla çok sayıda grev durduruldu. AYM’nin son kararı, bu uygulamaların keyfi niteliğini bir kez daha tescilledi.


12 EYLÜL’DEN BUGÜNE SÜREN UYGULAMA

Grev ertelemesi uygulaması, 12 Eylül askeri darbesi döneminin mirası olarak biliniyor. Aradan geçen 46 yıla rağmen, iktidara gelen hiçbir hükümet bu düzenlemeyi ortadan kaldırmadı. Aksine, uygulama sıkça başvurulan bir araç haline getirildi.

Sendika yetkilileri, grev hakkının işçilerin en temel, evrensel ve anayasal hakkı olduğunu vurgularken, binlerce işçinin yasal grevinin bugüne kadar yasaklandığını ifade ediyor. Sendika, uluslararası sözleşmelere ve AYM kararlarına dayanarak, yasaklara rağmen fiili grev hakkını kullandıklarını belirtiyor.

Nitekim 2024 yılında MESS üyesi işletmelerde yasaklanan grevlerin yasağa rağmen sürdürüldüğü ve “tarihi sözleşmelere” imza atıldığı hatırlatılıyor.


“GREV HAKKIMIZI GREVLE KAZANMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu, karar sonrası yaptığı açıklamada hükümeti açık bir dille uyardı:

  • İşverenlerin olası grev yasaklarına bel bağlamaması,

  • İşçilerin özgür toplu pazarlık hakkına müdahale edilmemesi,

  • Anayasa’ya uygun davranılması.

Sendika, grev hakkını kullanmaya devam edeceğini vurgulayarak şu mesajı verdi:
“Biz grev hakkımızı grevle kazanmaya devam edeceğiz; çünkü haklıyız.”


KARARIN ANLAMI: SADECE BİR TAZMİNAT DEĞİL

Dokuz yıl sonra gelen bu karar, geçmişte yaşanan kayıpları telafi etmiyor. Ancak hukuki ve siyasal açıdan güçlü bir mesaj veriyor:
“Milli güvenlik” gerekçesi, anayasal hakların keyfi biçimde askıya alınmasının sınırsız bir aracı değildir.

AYM’nin kararı, grev hakkının demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Hükümetin grev yasaklarına dayalı politikası ise bir kez daha anayasal denetime takıldı.

Tartışma şimdi şu soruda düğümleniyor:
Anayasa Mahkemesi’nin açık ihlal kararlarına rağmen grev yasakları devam edecek mi, yoksa siyasal iktidar bu uyarıyı dikkate alacak mı?

Atlas International Group

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.