ÇAĞRIŞAN’DA İMAR MAĞDURLARININ FERYADI: “EVLERİMİZ YIKIM TEHDİDİ ALTINDA!” ÖZGÜR ÖZEL’DEN TEPKİ ÇEKEN YANIT: “BEN BUNA NE YAPAYIM?” İYT’den siyasi sorumlulara çağrı: “Vatandaşın yuvası yıkım kararıyla karşı karşıyayken kimse sorumluluktan kaçamaz!”..
İYT’den siyasi sorumlulara çağrı: “Vatandaşın yuvası yıkım kararıyla karşı karşıyayken kimse sorumluluktan kaçamaz!”
BURSA / MUDANYA – Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı Çağrışan Mahallesi’nde imar sorunları nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını belirten vatandaşlar, yıllardır çözülemeyen sorunlarını CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e iletti. Mudanya Mütarekesi’nin 104. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Bursa’ya gelen Özel ile görüşen vatandaşlar, evleri hakkında alınan yıkım kararlarını ve Büyükşehir Yasası sonrasında imar planı sorunları yaşayan eski köylerin durumunu gündeme taşıdı.
Ancak vatandaşların aktardığına göre, çözüm beklentisiyle dile getirilen şikâyetlere Özel’in “Biliyorum, ben buna ne yapayım?” şeklinde yanıt vermesi tepkiye neden oldu. Görüşmenin ardından vatandaşların sorunlarının nasıl çözüleceğine ilişkin somut bir adım açıklanmadan bölgeden ayrıldığı belirtildi.
Çağrışan’da yaşayan vatandaşlar, Mudanya Belediyesi tarafından alınan yıkım kararlarının kendilerini ciddi bir belirsizlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya bıraktığını dile getirdi.
Görüşme sırasında bir vatandaşın, “Sadece bizim evlerimiz için yıkım kararları alındı” sözleriyle yaşadıkları mağduriyeti ifade ettiği aktarıldı.
Vatandaşların temel talebi açık: Yıllardır yaşadıkları evleriyle ilgili hukuki belirsizliğin giderilmesi, imar sorunlarının adil biçimde ele alınması ve ailelerin bir gecede yuvasız kalma korkusuyla yaşamak zorunda bırakılmaması.
Buradaki mesele yalnızca birkaç binanın geleceği değil; insanların yıllar boyunca emek vererek kurduğu yaşamların, aile birikimlerinin ve barınma güvencesinin geleceğidir.
Büyükşehir Yasası ile köy statüsünden mahalle statüsüne geçen yerleşimlerde imar planları, yapı ruhsatları ve mevcut yapıların hukuki durumu konusunda yaşanan sorunlar, vatandaşların gündemindeki yerini koruyor.
Çağrışan’da dile getirilen şikâyetler de bu sorunların sahadaki yansımalarından biri olarak öne çıkıyor. Vatandaşlar, imar planlamasındaki eksiklikler ve hukuki belirsizlikler nedeniyle yıllardır çözüm beklediklerini, bugün ise yıkım kararlarıyla karşı karşıya kaldıklarını ifade ediyor.
Vatandaşın eviyle ilgili hukuki sorunları yıllarca çözümsüz bırakılırken, bütün yükün yalnızca vatandaşa yüklenmesi adalet duygusunu zedeliyor.
Elbette yapı güvenliği ve hukukun uygulanması vazgeçilmezdir. Ancak çözüm; yalnızca yıkım kararları üzerinden değil, planlama eksikliklerinin giderilmesi, yapıların güvenlik durumlarının değerlendirilmesi ve hukuken mümkün olan durumlarda kalıcı çözümlerin geliştirilmesi üzerinden de aranmalıdır.
Siyasetçiler, halkın sorunlarını dinlemek ve çözüm yollarının geliştirilmesine katkı sunmak için görev yapar. Özellikle barınma hakkını, ailelerin geleceğini ve yılların emeğini ilgilendiren meselelerde vatandaşın beklentisi yalnızca dinlenmek değil, aynı zamanda çözüm için somut bir irade ortaya konulmasıdır.
Vatandaşların aktardığı “Biliyorum, ben buna ne yapayım?” yanıtı, Çağrışan’daki imar mağduriyetlerinin siyasi sorumluluk bakımından yeniden tartışılmasına neden olacak niteliktedir.
Elbette bir sorunun çözümü tek bir kişinin yetki ve sorumluluğuyla sınırlı olmayabilir. Ancak çözüm yetkisinin hangi kurumda olduğu, hangi adımların atılabileceği ve vatandaşın hangi mercilere başvurması gerektiği konusunda yol göstermek de kamuoyunun temsilcilerinden beklenen bir yaklaşımdır.
Vatandaşlar çaresizliklerini anlatırken yetki tartışmaları arasında kaybolmak değil, çözümün hangi kapıdan başlayacağını bilmek istiyor.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği (İYT), Çağrışan’da yaşandığı belirtilen mağduriyetlerin ve benzer sorunlarla karşı karşıya olan yerleşimlerin artık görmezden gelinmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
İYT’nin çağrısı nettir:
Bir ev, yalnızca beton ve tuğladan ibaret değildir. O evin içinde yılların emeği, aile hatıraları, alın teri ve geleceğe ilişkin umutlar vardır.
Bu nedenle imar sorunlarına yaklaşım, yalnızca idari işlemler ve yasal yaptırımlar üzerinden değerlendirilmemelidir. Hukuka uygunluk ve kamu güvenliği kadar adalet, ölçülülük, şeffaflık ve vatandaşın mağduriyetini gidermeye yönelik çözüm arayışları da önem taşımaktadır.
Vatandaşların beklentisi ayrıcalık değil; sorunlarının dinlenmesi, hukuki durumlarının açıklığa kavuşturulması ve haklarında alınan kararların adil bir süreç içinde değerlendirilmesidir.
İYT’DEN SON MESAJ: “VATANDAŞA ‘BEN BUNA NE YAPAYIM?’ DEMEK YERİNE, ‘BU SORUNU NASIL ÇÖZERİZ?’ DİYEBİLEN BİR SİYASET ANLAYIŞINA İHTİYAÇ VAR.”
İmar Yasasına Takılanlar Derneği, başta Çağrışan olmak üzere imar sorunları nedeniyle mağduriyet yaşadığını belirten vatandaşların sesinin duyulmasını; yerel yönetimlerin, merkezi yönetimin ve yasama organının sorumluluk alanları çerçevesinde harekete geçmesini talep ediyor.
Çünkü vatandaşın evi yıkım tehdidiyle karşı karşıyayken sessizlik çözüm değildir. Sorunu bilmek yeterli değildir; çözüm için sorumluluk almak gerekir.
İmar mağdurları artık belirsizlik değil, adil ve kalıcı çözüm istiyor.