Hüsnü Bozkurt’tan Bursa’da gündem yaratacak açıklamalar… Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı M. Hüsnü Bozkurt, Bursa’da düzenlenen basın toplantısında Türkiye’nin eğitimden ekonomiye, yargıdan dış politikaya, terörle mücadeleden seçim güvenliğine kadar..
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı M. Hüsnü Bozkurt, Bursa’da düzenlenen basın toplantısında Türkiye’nin eğitimden ekonomiye, yargıdan dış politikaya, terörle mücadeleden seçim güvenliğine kadar çok sayıda başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Bozkurt, özellikle Türkiye’nin üniter devlet yapısı, hukuk sistemi, Heybeliada Ruhban Okulu ve bölgesel gelişmeler üzerinden iktidara ve yürütülen politikalara yönelik eleştiriler yöneltti.

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı M. Hüsnü Bozkurt, ADD Genel Yönetim Kurulu ve Marmara Bölge Toplantısı kapsamında Bursa’da bir dizi temas gerçekleştirdi.
Bursa Akademik Odalar Birliği’nde (BAOB) düzenlenen basın toplantısında basın mensuplarıyla bir araya gelen Bozkurt, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve toplumsal sürece ilişkin ADD’nin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.
Toplantının ana gündemini Türkiye’nin anayasal düzeni, hukuk sistemi, terör sorunu, dış politika, eğitim, ekonomik gelişmeler ve Türkiye’nin üniter devlet yapısına ilişkin tartışmalar oluşturdu.
Bozkurt, ADD’nin herhangi bir siyasi partinin yanında ya da karşısında konumlanmadığını, derneğin temel yaklaşımının Atatürk ilke ve devrimleri ile Cumhuriyetin temel niteliklerinin korunması olduğunu söyledi.
Türkiye’nin çok sayıda başlıkta aynı anda sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu savunan Bozkurt, eğitim, sağlık, ekonomi, dış politika, hukuk, yargı ve medya alanlarındaki gelişmelere dikkat çekti.
Bu sorunların birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Bozkurt, Türkiye’nin Cumhuriyet tarihi açısından önemli bir dönemden geçtiğini öne sürdü.
Bozkurt, özellikle hukuk sistemine ilişkin tartışmaların yalnızca hukukçuların değil, toplumun tamamının meselesi olduğunu ifade etti.
Konuşmasının önemli bölümlerinden birini “lawfare” kavramına ayıran Bozkurt, hukuk mekanizmalarının siyasi sonuçlar doğuracak şekilde kullanıldığı iddialarının dünyada da tartışıldığını söyledi.
Bu kapsamda Brezilya’nın eski Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın yargı sürecini örnek gösteren Bozkurt, yargı süreçlerinin seçimler ve siyaset üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Bozkurt, Türkiye’de de benzer tartışmaların yaşandığını savunarak gazeteciler, siyasetçiler ve belediye başkanları hakkında yürütülen yargı süreçlerinin hukuk devleti ve demokratik sistem açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
ADD Genel Başkanı, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki tartışmaların Türkiye’nin demokratik geleceği açısından önemli olduğunu ifade etti.
Bozkurt’un gündeme getirdiği başlıklardan biri de seçim güvenliği oldu.
Kamuoyuna zaman zaman yansıyan kişisel veri, kimlik bilgileri ve seçmen verilerinin güvenliğine ilişkin tartışmalara değinen Bozkurt, bu tür iddiaların seçim süreçleri açısından soru işaretlerine neden olabileceğini savundu.
Seçmen listelerinin güvenliği, kişisel verilerin korunması ve seçim sisteminin şeffaflığı konusunda kamuoyunun yeterli biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini söyleyen Bozkurt, seçim güvenliğinin yalnızca sandık günüyle sınırlı olmadığını ifade etti.
Basın toplantısının en dikkat çeken başlıklarından biri Türkiye’nin üniter devlet yapısına ilişkin değerlendirmeler oldu.
Türkiye’nin terör sorununa yönelik yürütülen süreç hakkında konuşan Bozkurt, sorunun yalnızca silahların bırakılması ve çatışmaların sona erdirilmesi perspektifinden ele alınmaması gerektiğini savundu.
Bölgedeki gelişmelerin Türkiye’nin güvenliği ve anayasal düzeni açısından birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bozkurt, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın bölgedeki Kürtlerin geleceğine ilişkin açıklamalarını da gündeme getirdi.
Bozkurt, söz konusu açıklamaların Türkiye’nin üniter devlet yapısı bakımından güvenlik ve egemenlik tartışmalarını beraberinde getirdiğini ileri sürdü.
Türkiye’de yürütülen “barış ve demokrasi” tartışmalarının bölgesel gelişmelerden bağımsız ele alınamayacağını savunan Bozkurt, bölgede yeni devlet yapılanmaları veya farklı siyasi oluşumların ortaya çıkmasının Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Bozkurt, terör sorununun sona erdirilmesi konusunda toplumsal barışın önemine dikkat çekmekle birlikte, atılacak adımların Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve üniter devlet yapısı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Türkiye’nin toprak bütünlüğü, milli egemenlik ve anayasal düzen konularında herhangi bir belirsizliğin kamuoyunda kaygıya neden olabileceğini belirten Bozkurt, sürecin şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Bozkurt’un değerlendirdiği bir diğer başlık ise Heybeliada Ruhban Okulu oldu.
ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın daha önce okulun yeniden açılmasına ilişkin yaptığı açıklamalara dikkat çeken Bozkurt, konunun Türkiye’nin egemenlik alanı ve iç hukuk düzeni içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ruhban Okulu’nun statüsüne ilişkin tartışmaların Lozan Antlaşması, Türkiye’nin eğitim mevzuatı ve anayasal düzen çerçevesinde ele alınması gerektiğini savunan Bozkurt, kararın Türkiye’nin ilgili kurumları tarafından verilmesi gerektiğini ifade etti.
Okulun yeniden açılması konusunda kamuoyuna farklı açıklamaların yansıdığını belirten Bozkurt, konunun siyasi açıklamalardan ziyade hukuki zeminde ele alınması gerektiğini söyledi.
Bozkurt, konuşmasının bir bölümünde ADD’nin siyasi konumuna ilişkin eleştirilere de yanıt verdi.
Kendisinin geçmişte CHP’de siyaset yaptığını ve milletvekilliği görevinde bulunduğunu hatırlatan Bozkurt, ADD’nin mevcut yaklaşımının herhangi bir siyasi parti veya lider üzerinden şekillenmediğini söyledi.
Bozkurt, “Sorun Adalet ve Kalkınma Partisi değildir, Recep Tayyip Erdoğan değildir” ifadelerini kullanarak, tartışmanın kişiler ve partiler üzerinden değil, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve anayasal düzen üzerinden yürütülmesi gerektiğini savundu.
Türkiye’nin üniter devlet yapısı, laik Cumhuriyet, anayasal vatandaşlık anlayışı, ülke ve millet bütünlüğü gibi başlıkların siyasi partiler üstü meseleler olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğunu düşündüğü sorunların belirli bir siyasi parti veya toplumsal kesimin meselesi olmadığını belirten Bozkurt, farklı siyasi görüşlere sahip yurttaşların ortak bir anayasal zeminde buluşması gerektiğini söyledi.
“Bu ülke bizim ülkemiz. 86 milyon bu ülkede yaşıyoruz” diyen Bozkurt, Türkiye’nin geleceğine ilişkin tartışmaların toplumsal ayrışmayı artırmadan yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Bozkurt, Cumhuriyetin temel nitelikleri konusunda farklı siyasi görüşlere sahip yurttaşların ortak bir sorumluluk taşıdığını savundu.
ADD’nin temel çalışma alanlarından biri olan eğitim konusunda da değerlendirmelerde bulunan Bozkurt, eğitim sisteminin Cumhuriyetin temel değerleri doğrultusunda ele alınması gerektiğini söyledi.
Eğitimin yalnızca meslek kazandıran bir sistem olarak görülmemesi gerektiğini belirten Bozkurt, çağdaş, bilimsel ve laik eğitimin Cumhuriyetin temel unsurlarından biri olduğunu savundu.
Türkiye’nin geleceğinin genç kuşakların nasıl yetiştirileceğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Bozkurt, eğitim politikalarının uzun vadeli ve bilimsel bir perspektifle hazırlanması gerektiğini söyledi.
Konuşmasının sonunda mücadele yöntemlerinin de altını çizen Bozkurt, ADD’nin çalışmalarını hukuk ve demokratik yöntemler çerçevesinde sürdüreceğini belirtti.
Atatürk’ün gençliğe yönelik sözlerine atıfta bulunan Bozkurt, Cumhuriyetin temel değerlerinin korunmasının yurttaşlık sorumluluğu olduğunu savundu.
Bozkurt, “Elimizdeki güç fikirlerimizdir, düşüncelerimizdir” mesajını vererek, ADD’nin bundan sonraki süreçte de Cumhuriyetin temel nitelikleri, hukuk devleti, laiklik, üniter yapı ve milli egemenlik başlıklarında kamuoyunu bilgilendirmeyi sürdüreceğini ifade etti.
Bozkurt’un Bursa’daki basın toplantısında öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı:
Bozkurt’un açıklamaları, Bursa’da düzenlenen toplantının ardından Türkiye’nin iç siyaseti, hukuk sistemi, dış politikası ve anayasal yapısına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.