Nilüfer’de düzenlenen Karadeniz Şöleni’nde yaşanan gelişmeler, organizasyonun amacı ve tarafsızlığı konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Karadeniz kültürünü yaşatmak ve hemşehri dayanışmasını güçlendirmek amacıyla gerçekleştirildiği açıklanan etkinlikte ortaya çıkan görüntüler, çok..
Nilüfer’de düzenlenen Karadeniz Şöleni’nde yaşanan gelişmeler, organizasyonun amacı ve tarafsızlığı konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Karadeniz kültürünü yaşatmak ve hemşehri dayanışmasını güçlendirmek amacıyla gerçekleştirildiği açıklanan etkinlikte ortaya çıkan görüntüler, çok sayıda katılımcı tarafından tepkiyle karşılandı.
Şölen kapsamında CHP İl Başkanı ile CHP milletvekillerinin sahneye özel olarak davet edilmesi ve etkinlik boyunca ön plana çıkarılması dikkat çekti. Demokratik bir toplumda her siyasi partinin temsilcisinin kültürel organizasyonlara katılması doğal karşılanırken, alanda farklı siyasi görüşlerden çok sayıda isim bulunmasına rağmen yalnızca belirli bir siyasi kesimin öne çıkarılması kamuoyunda “Bu etkinlik gerçekten kültürel bir şölen miydi, yoksa siyasi bir organizasyona mı dönüştürüldü?” sorusunu gündeme taşıdı.
Karadeniz kültürünün birlik, dayanışma ve kardeşlik değerleri üzerine inşa edildiğini hatırlatan katılımcılar, şölen alanında oluşan siyasi görüntülerin etkinliğin ruhuna zarar verdiğini ifade etti. Toplumun her kesimini kucaklaması gereken bir organizasyonun, belirli bir siyasi anlayışın gölgesinde kalmasının kabul edilemez olduğunu belirten vatandaşlar, kültürel değerlerin siyasi hesaplaşmalara malzeme yapılmaması gerektiğini vurguladı.
Tartışmaların odağındaki bir diğer konu ise Karadeniz camiasının önemli isimlerinden ARKON Artvinliler Konfederasyon Genel Başkanı Fetanet Yıldırım’a yönelik tutum oldu. Yıllardır Karadeniz dernekçiliğine emek veren, federasyonların ve sivil toplum kuruluşlarının güçlenmesine katkı sunan Yıldırım’ın hak ettiği şekilde anılmaması ve kamuoyu önünde farklı ifadelerle takdim edilmesi, çok sayıda kişi tarafından açık bir saygısızlık olarak değerlendirildi.
Katılımcılar, Karadeniz camiasına uzun yıllar hizmet etmiş bir isme yönelik bu yaklaşımın kabul edilemez olduğunu belirterek, gösterilen tepkinin son derece haklı ve doğal olduğunu dile getirdi. Sivil toplumun temsilcilerine karşı sergilenen bu tavrın yalnızca bir kişiyi değil, temsil ettiği geniş camiayı da rahatsız ettiği ifade edildi.
Birleştirici olması gereken şölenin ayrıştırıcı görüntülerle gündeme gelmesi, organizasyonun yönetiliş biçimine yönelik eleştirileri daha da artırdı. Derneklerin, federasyonların ve konfederasyonların siyasi amaçlara hizmet eden yapıların parçası gibi gösterilmesinin sivil toplum anlayışına ağır bir darbe vurduğu belirtilirken, kültürel etkinliklerin siyasi propaganda alanına dönüştürülmesinin toplumsal birlik ve beraberliğe zarar verdiği görüşü öne çıktı.
Vatandaşlar, belediye yönetimlerinin asli görevinin tüm kesimlere eşit mesafede durmak, ayrıştırıcı değil birleştirici bir dil kullanmak ve kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen etkinliklerde tarafsızlığı korumak olduğunu hatırlattı. Kültürel organizasyonların siyasi vitrine dönüştürülmesinin kamu vicdanında karşılık bulmadığı ifade edilirken, makamların geçici olduğu ancak toplum hafızasında bırakılan izlerin kalıcı olduğu vurgulandı.
Nilüfer halkının beklentisinin siyasi gösteriler değil hizmet olduğu belirtilirken, vatandaşların kutuplaşma yerine birlik, ayrımcılık yerine eşitlik, siyasi mesajlar yerine gerçek belediyecilik görmek istediği ifade edildi. Karadeniz Şöleni sonrasında ortaya çıkan tartışmaların ise uzun süre kamuoyunun gündeminde kalacağı değerlendiriliyor.