DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, çevre sorunlarına dikkat çekmek amacıyla yaptığı açıklamada, günümüzün giderek büyüyen ancak çoğu zaman yeterince fark edilmeyen çevresel problemlerinden biri olan ışık kirliliğinin insan..
DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, çevre sorunlarına dikkat çekmek amacıyla yaptığı açıklamada, günümüzün giderek büyüyen ancak çoğu zaman yeterince fark edilmeyen çevresel problemlerinden biri olan ışık kirliliğinin insan sağlığı, doğal yaşam ve ekosistem üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Teknolojik gelişmelerin ve hızlı şehirleşmenin yaşam standartlarını yükseltirken beraberinde bazı çevresel sorunları da getirdiğini belirten Genişler, özellikle bilinçsiz ve kontrolsüz aydınlatma kullanımının ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
“Doğal gece karanlığını kaybediyoruz”
Geceleri şehirlerin aşırı aydınlatılması, reklam panolarının yoğun ışık kullanımı ve yanlış yönlendirilmiş aydınlatma sistemlerinin ışık kirliliğini artırdığını belirten Genişler, “Bugün birçok büyük şehirde insanlar gece gökyüzünde yıldızları göremez hale gelmiştir. Bu yalnızca estetik bir kayıp değildir. Doğal gece karanlığının kaybolması, insan yaşamından ekosisteme kadar birçok alanda ciddi sorunlar oluşturmaktadır” dedi.
Işık kirliliğinin, yapay ışığın yanlış yerde, yanlış miktarda ve gereksiz şekilde kullanılması sonucu ortaya çıktığını ifade eden Genişler, bu sorunun özellikle kent merkezlerinde yoğun olarak yaşandığını söyledi.

İnsan sağlığını doğrudan etkiliyor
Aşırı yapay aydınlatmanın insan biyolojisi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu vurgulayan Genişler, gece karanlığının uyku hormonu olarak bilinen melatoninin salgılanması açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
“Gece boyunca yoğun ışığa maruz kalmak biyolojik ritmi bozmakta, uyku kalitesini düşürmekte ve uzun vadede çeşitli sağlık sorunlarına yol açmaktadır” diyen Genişler, ışık kirliliğinin uykusuzluk, kronik yorgunluk, dikkat eksikliği, stres ve depresyon gibi problemlerin artmasına neden olabileceğini kaydetti.
Yanlış yönlendirilmiş ve aşırı parlak ışıkların göz sağlığını da olumsuz etkilediğini belirten Genişler, göz yorgunluğu, baş ağrısı, görme problemleri ve ışığa karşı hassasiyet gibi sorunların günümüzde daha sık görülmeye başladığını ifade etti.
Trafik güvenliği açısından da risk oluşturuyor
Özellikle şehir içi yollarda kullanılan yanlış açılı aydınlatmalar ile aşırı güçlü araç farlarının sürücülerin görüş alanını olumsuz etkilediğini belirten Genişler, bunun trafik kazaları açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi.
Doğal yaşam tehdit altında
Işık kirliliğinin yalnızca insanlar üzerinde değil, doğadaki canlılar üzerinde de önemli etkiler yarattığını belirten Recep Genişler, birçok canlı türünün yaşamını gece-gündüz döngüsüne göre sürdürdüğünü hatırlattı.
Göçmen kuşların yön bulmak için yıldızlardan yararlandığını ifade eden Genişler, şehir ışıklarının kuşların yönlerini şaşırmasına ve göç yollarında ciddi kayıplar yaşanmasına neden olduğunu söyledi.
Deniz kaplumbağalarının da yapay ışıklardan olumsuz etkilendiğini belirten Genişler, sahillerdeki yoğun aydınlatmanın yavru kaplumbağaların deniz yerine karaya yönelmesine sebep olduğunu dile getirdi.
Ekosistemin temel unsurlarından olan böcekler ve arıların da ışık kirliliğinden zarar gördüğünü vurgulayan Genişler, bu durumun doğal besin zincirini ve biyolojik çeşitliliği olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Bitkilerin doğal gelişimi de zarar görüyor
Bitkilerin büyüme ve gelişme süreçlerinin gece-gündüz döngüsüne bağlı olduğunu belirten Genişler, sürekli yapay ışık altında kalan bitkilerde çiçeklenme bozuklukları, erken yaprak dökümü ve büyüme düzensizlikleri görülebildiğini söyledi.
Enerji israfı ve iklim değişikliği bağlantısı
Işık kirliliğinin ekonomik boyutuna da dikkat çeken Genişler, gereksiz aydınlatmaların büyük miktarda enerji kaybına neden olduğunu ifade etti.
“Boşa harcanan her kilovat enerji, daha fazla elektrik üretimi ve daha fazla çevresel yük anlamına gelmektedir” diyen Genişler, enerji üretiminde kullanılan fosil yakıtların karbon salınımını artırarak hava kirliliği ve iklim değişikliği sorunlarını derinleştirdiğini belirtti.
Bilimsel araştırmalar da olumsuz etkileniyor
Astronomi çalışmalarının karanlık gökyüzüne ihtiyaç duyduğunu hatırlatan Genişler, artan ışık kirliliğinin teleskop gözlemlerini zorlaştırdığını ve bilimsel araştırmaların verimliliğini düşürdüğünü söyledi.
Bu nedenle dünyanın birçok önemli gözlemevinin şehirlerden uzak bölgelerde kurulduğunu ifade eden Genişler, karanlık gökyüzünün korunmasının bilimsel çalışmalar açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı.
Çözüm mümkün
Işık kirliliğinin önlenebilir bir çevre sorunu olduğuna dikkat çeken Genişler, bireylerden yerel yönetimlere kadar herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Aydınlatma sistemlerinin yalnızca ihtiyaç duyulan alanları aydınlatacak şekilde planlanması, gereksiz ışıkların kapatılması, hareket sensörlü sistemlerin yaygınlaştırılması ve düşük yoğunluklu çevre dostu aydınlatmaların tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.
Reklam panoları ve tabela aydınlatmalarının belirli saatlerde kapatılmasının da önemli bir adım olacağını belirten Genişler, toplumun bu konuda bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.
Yerel yönetimlerin çevre dostu aydınlatma projelerine öncelik vermesi gerektiğini dile getiren Genişler, sürdürülebilir şehircilik anlayışının ancak enerji verimliliği ve çevresel duyarlılıkla mümkün olacağını kaydetti.
“Doğal gece karanlığını korumak ortak sorumluluğumuzdur”
Açıklamasının sonunda ışık kirliliğinin modern yaşamın göz ardı edilen ancak etkileri giderek büyüyen çevre sorunlarından biri olduğunu vurgulayan Recep Genişler, “Doğal gece karanlığının korunması yalnızca yıldızları görebilmek için değil; insan sağlığının korunması, doğal yaşamın sürdürülebilmesi, enerji kaynaklarının verimli kullanılması ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakılması açısından da büyük önem taşımaktadır. Daha sağlıklı, daha dengeli ve daha sürdürülebilir bir gelecek için ışık kirliliğiyle mücadele hepimizin ortak sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.