Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, 8 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirdiği basın toplantısında, Ortadoğu’daki kritik gelişmelere ilişkin dikkat çeken ve sert mesajlar içeren kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi sıfatıyla konuşan Bekin’in açıklamaları, bölgesel güç dengeleri ve küresel siyasete dair çarpıcı tespitler içerdi.
Saat 14.00’te düzenlenen toplantıda Bekin, Pakistan’ın yürüttüğü “yüksek hassasiyetli ve stratejik mekik diplomasisi” sonucunda ilan edilen 15 günlük ateşkesi, “bölgeyi uçurumun eşiğinden çeken kritik bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. Bekin, söz konusu ateşkesin yalnızca bölgesel tansiyonu düşürmekle kalmadığını, aynı zamanda küresel barış adına da hayati bir nefes aralığı oluşturduğunu vurguladı.
Bekin’in açıklamalarında en sert eleştirilerden biri, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya yöneldi. Bekin, Trump’ın Netanyahu’nun “yanıltıcı ve tek taraflı yönlendirmeleriyle” İran üzerinde kurmaya çalıştığı siyasi ve askeri baskının “stratejik bir hezimetle” sonuçlandığını ifade etti. Bu girişimlerin arka planında enerji kaynakları üzerinde mutlak hâkimiyet kurma arzusunun bulunduğunu dile getiren Bekin, bu planın sahada ve diplomasi masasında çöktüğünü savundu.
İsrail’in bölgedeki politikalarını “riskli ve hesap hatalarıyla dolu” olarak nitelendiren Bekin, özellikle Arap Baharı sonrası oluşan kırılgan yapının İsrail tarafından fırsata çevrilmek istendiğini belirtti. Netanyahu hükümetinin, bölgedeki güç boşluğunu kullanarak İsrail merkezli yeni bir jeopolitik düzen kurmayı hedeflediğini ifade eden Bekin, İran’ın bu stratejinin önündeki en büyük engel olarak görüldüğünü söyledi.
Bekin, İsrail iç siyasetinde de ciddi çatlaklar oluştuğuna dikkat çekerek, ana muhalefet lideri Yair Lapid’in Netanyahu’ya yönelik sert sözlerini hatırlattı. Lapid’in, “siyasi ve stratejik başarısızlık” vurgusu içeren açıklamalarının, İsrail yönetiminin içinde bulunduğu krizi gözler önüne serdiğini belirtti.
ABD cephesindeki gelişmeleri de “derin bir yönetim krizi” olarak yorumlayan Bekin, ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’in İran’a yönelik saldırıları vicdani gerekçelerle desteklemeyerek istifa etmesini “sistemin içinden yükselen güçlü bir itiraz” olarak değerlendirdi. Ardından gelen askeri kadro değişikliklerinin ise Washington yönetiminin İran politikasında ciddi bir açmaz yaşadığını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
Bekin, ABD içinde Trump yönetimine yönelik rahatsızlığın giderek büyüdüğünü ve bazı siyasi çevrelerde azil tartışmalarının yeniden yüksek sesle dile getirilmeye başlandığını belirterek, “ABD yönetimi, tarihinin en kırılgan ve belirsiz dönemlerinden birine sürüklenmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
İran’ın iç dinamiklerine özel bir vurgu yapan Bekin, ülke genelinde gözlemlenen “sarsılmaz birlik ruhunun” savaşın seyrini değiştiren en önemli unsur olduğunu söyledi. İran halkının, bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğü söz konusu olduğunda “ölümü göze alan bir kararlılıkla kenetlendiğini” ifade eden Bekin, bu durumun ABD ve İsrail’in stratejik hesaplarını temelden sarstığını dile getirdi.
Açıklamasının sonunda Bekin, “İslamabad Müzakereleri”nin ortaya koyduğu çerçeveye dikkat çekerek, İran’ın masaya koyduğu ilkeler ve sergilediği kararlı duruşun, Körfez bölgesinde şekillenecek yeni jeopolitik denklemde belirleyici bir rol üstleneceğini vurguladı. Bekin’e göre, bu süreç yalnızca geçici bir ateşkes değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini yeniden tanımlayacak tarihsel bir kırılma anı olma potansiyeli taşıyor.