“Evlerimize Kepçe Göndermeyin!”
İmar Yasasına Takılan Binlerce Aile İsyanda: Yıkım Kararları Türkiye’yi Geriyor
Türkiye’de yıllardır çözülemeyen imar ve yapı kayıt sorunları, binlerce ailenin hayatını doğrudan etkileyecek kritik bir döneme girdi. Ülke genelinde bazı bölgelerde 10 Mart – 15 Nisan tarihleri arasında uygulanacağı belirtilen yıkım kararları, vatandaşlar arasında büyük bir endişe ve öfke dalgası oluşturdu.
Sorunun çözümü için gözler Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çevrilmiş durumda. Meclis bünyesinde faaliyet gösteren Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’na sevk edilen iki ayrı kanun teklifi, imar ve yapı kayıt kaynaklı mağduriyetlerin giderilmesi açısından kritik bir eşik olarak görülüyor.
Ancak sahadaki tablo farklı. Yıkım kararlarıyla karşı karşıya kalan binlerce aile, yıllardır çözüm bekledikleri bir sorunun bugün kepçelerle çözülmek istendiğini söylüyor.
İmar Sorunu Büyüdü, Toplumsal Krize Dönüştü
Türkiye’nin birçok kentinde ve kırsal yerleşim alanında imar planlarının yıllarca yapılmaması veya güncellenmemesi, bugün milyonlarca insanı hukuki belirsizlik içinde bırakan büyük bir soruna dönüştü.
Planlama sorumluluğu kamu idarelerine ait olmasına rağmen, imar planlarının gecikmesi veya uygulamaya geçirilmemesi vatandaşları kaçınılmaz biçimde mülkiyet ve yapı kayıt sorunlarıyla karşı karşıya bıraktı.
Bugün gelinen noktada sorun yalnızca teknik bir planlama problemi olmaktan çıkmış durumda.
Ortaya çıkan tablo şöyle:
-
Tapu ve mülkiyet ihtilafları
-
Yapı kayıt belgelerinin iptal edilmesi
-
Ruhsat ve ruhsat eklerine ilişkin aykırılıklar
-
Elektrik ve su aboneliklerinin bağlanamaması
-
Hukuki statüsü belirsiz milyonlarca yapı
Bu sorunlar yalnızca bireysel mağduriyet yaratmıyor; aynı zamanda kamu düzenini ve kamu maliyesini de etkiliyor.
Çünkü temel altyapı hizmetlerine erişemeyen vatandaşlar, istemeden de olsa kaçak kullanım riskleriyle karşı karşıya kalıyor. Bu da hem devlet gelirlerini hem de sistemin işleyişini olumsuz etkiliyor.
“Sorunun Faili Vatandaş Değil”
İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yaşanan sürecin yalnızca hukuki bir mesele değil, aynı zamanda ciddi bir toplumsal adalet sorunu olduğunu söyledi.
Hacıoğlu’nun açıklamaları oldukça sert:
“Bugün yıkım kararı verilen evlerin önemli bir kısmı vatandaşın keyfi tercihiyle yapılmış yapılar değildir. Planlama yapılmamış, imar planları yıllarca bekletilmiş, vatandaş barınma ihtiyacını kendi imkânlarıyla karşılamak zorunda kalmıştır. Şimdi ise yıllardır oturdukları evlere kepçeler gönderiliyor.”
Hacıoğlu’na göre bu tablo, planlama hatalarının faturasının vatandaşa kesilmesinden başka bir şey değil.
Yıkım Takvimi Tepki Çekti
Türkiye’nin farklı şehirlerinde imar planlarına aykırı olduğu gerekçesiyle belirlenen konutlar için 10 Mart ile 15 Nisan tarihleri arasında yıkım işlemlerinin planlanması, imar mağdurları arasında büyük bir gerilim yarattı.
Binlerce aile evlerini kaybetme korkusuyla karşı karşıya.
İbrahim Hacıoğlu, bu konuda şu ifadeleri kullandı:
“Vatandaş yıllarca devlet kapısında çözüm aradı. Yapı kayıt sistemi çıktı, insanlar umutlandı. Ama bugün o umutların yerini belirsizlik aldı. Bir sabah kapınıza kepçe gelirse bu yalnızca bir bina yıkımı değil, bir ailenin hayatının yıkımıdır.”
“Yıkım Değil Çözüm Üretilmeli”
İmar Yasasına Takılanlar Derneği’ne göre mevcut yapı stokunun yıkılması hem ekonomik hem de sosyal açıdan büyük bir kayıp anlamına geliyor.
Dernek yetkilileri, yıllar içinde oluşmuş milyonlarca yapının tamamen ortadan kaldırılmasının gerçekçi olmadığını ve bunun yerine kayıt altına alınarak denetim sistemine dahil edilmesi gerektiğini savunuyor.
İbrahim Hacıoğlu, bu konuda şu uyarıda bulundu:
“Bu yapılar milli servettir. Yıkmak çözüm değildir. Kayıt altına almak, denetlemek ve hukuki statü kazandırmak gerekir. Aksi halde hem vatandaş mağdur olur hem de ülke ekonomisi zarar görür.”
Çözüm Anahtarı Meclis’te
Sorunun çözümü için gözler yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çevrilmiş durumda.
Meclis bünyesinde bulunan Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’na sevk edilen iki ayrı kanun teklifi, imar ve yapı kayıt mağduriyetlerini gidermeyi amaçlıyor.
Bu düzenlemelerle hedeflenen başlıca noktalar şunlar:
-
Mevcut yapı stokunun kayıt altına alınması
-
Mülkiyet haklarının korunması
-
Belediyelerin planlama yükümlülüklerinin netleştirilmesi
-
Devlet ve belediyeler için sürdürülebilir gelir kaynakları oluşturulması
“Bu Bir Siyasi Tartışma Değil”
İbrahim Hacıoğlu, konunun siyasi polemiklere kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı.
“Bu mesele parti meselesi değildir. Bu mesele milyonlarca insanın barınma hakkı meselesidir. Toplumsal huzuru doğrudan ilgilendiren bir konudur.”
Hacıoğlu, Meclis’te temsil edilen tüm siyasi partilerin sorunun boyutlarını bildiğini ve çözüm için ortak irade ortaya koyması gerektiğini söyledi.
“Çözüm İçin Son Fırsat”
Uzmanlara göre imar ve yapı kayıt sorunu yalnızca bugünün değil, uzun yılların birikimi olan yapısal bir problem.
Ancak bugün gelinen noktada alınacak kararlar, milyonlarca insanın geleceğini doğrudan etkileyecek.
Dernek temsilcileri, yeni ve kapsamlı bir düzenleme yapılmazsa hem toplumsal gerilimin artacağını hem de ekonomik kayıpların büyüyeceğini ifade ediyor.
Meclis’e Açık Çağrı
İmar Yasasına Takılanlar Derneği, başta komisyon üyeleri olmak üzere tüm milletvekillerine açık çağrıda bulundu.
Çağrının temel başlıkları şöyle:
-
Kanun tekliflerinin ivedilikle gündeme alınması
-
Yıkım kararlarının durdurulması
-
Hakkaniyetli ve kapsayıcı bir yasal düzenleme hazırlanması
Açıklamanın sonunda ise dikkat çeken şu ifade yer aldı:
“Toplumsal barışın sağlanması, milli servetin korunması ve vatandaşın mülkiyet hakkının güvence altına alınması için adil bir düzenleme şarttır. Bu düzenlemeyi hayata geçirebilecek tek merci millet iradesinin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.”
Sosyal Medyada Kampanya Başladı
İmar mağdurları ve sivil toplum temsilcileri, Meclis’teki sürecin hızlandırılması için sosyal medyada geniş katılımlı bir kampanya başlattı.
Kampanya #YapıKayıtMeclise etiketiyle kısa sürede çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşılmaya başladı.
Ortak mesaj ise oldukça net:
“Evlerimizi yıkmayın. Çözüm üretin.”
