Mudanya’da Yıkım Fırtınası… İmar Yasasına Takılanlar Genel Başkan İbrahim Hacıoğlu adına yapılan sert açıklamada, Mudanya genelinde bağ evleri ve köy yerleşim alanlarını hedef alan yıkım kararlarına adeta ateş püskürüldü. Genel..
İmar Yasasına Takılanlar Genel Başkan İbrahim Hacıoğlu adına yapılan sert açıklamada, Mudanya genelinde bağ evleri ve köy yerleşim alanlarını hedef alan yıkım kararlarına adeta ateş püskürüldü. Genel Başkan İbrahim Hacıoğlu, alınan kararların “hukuki değil, vicdani bir çöküş” olduğunu belirterek, “Bu kararlar halkın vicdanında hükümsüzdür” dedi.
Açıklamada, son günlerde art arda gündeme gelen yıkım kararlarının toplumda büyük bir huzursuzluk yarattığı vurgulandı. Yıllarca emek verilerek yapılan evlerin bir gecede yıkım tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının kabul edilemez olduğu ifade edilirken, sorunun teknik değil doğrudan bir barınma hakkı ve adalet meselesi olduğu belirtildi.
Hacıoğlu, “Bu mesele bağ evi ya da köy içi tartışması değildir. Bu mesele insanların alın terinin, yuvasının ve yaşam hakkının korunması meselesidir” diyerek uygulamalara sert tepki gösterdi.
Açıklamada hiçbir mahalle ya da köyün hedef gösterilmediği özellikle vurgulanırken, Mudanya’da alınan tüm yıkım kararlarının ayrım gözetmeksizin takip edileceği belirtildi.
Bağ evi, köy yerleşimi veya mücavir alan fark etmeksizin yapılan her uygulamanın eşitlik ve hukuk ilkelerine uygun olup olmadığının izleneceği ifade edildi.
“Eğer bir mücadele verilecekse bu mücadele adalet için verilecektir. Eğer bir takip yapılacaksa herkes için yapılacaktır” denildi.

Açıklamanın en sert bölümlerinden biri ise yıkım kararlarının Ramazan ayına denk getirilmesi oldu.
Ramazan’ın sabır, merhamet ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çekilerek bu dönemde yapılacak yıkımların:
Aileleri psikolojik olarak yıpratacağı
Toplumsal tepkiyi büyüteceği
Kurumlara olan güveni zedeleyeceği
ifade edildi.
Hacıoğlu, bu durumu “idari değil vicdani körlük” olarak nitelendirdi.
Açıklamada doğrudan Mudanya Belediyesi yönetimine ve belediye meclisinde sessiz kalan partilere sert sorular yöneltildi:
“Bugün evler yıkılırken hangi taraftasınız?”
“Yarın seçim çalışmasına köylere gittiğinizde ne diyeceksiniz?”
“Evlerinizi yıktık yine bizi seçin mi diyeceksiniz?”
Sessiz kalan siyasi aktörlerin bu suskunluğu halka nasıl açıklayacağı soruldu.
Açıklamada yaklaşan seçimlere de gönderme yapılarak, Mudanya halkının hem yıkanları hem de susanları not ettiği ifade edildi.
“Bu bir tehdit değil; demokratik bir hatırlatmadır. Siyaset zor zamanda belli olur” denildi.
Metinde ayrıca Yapı Kayıt Belgesi sahibi vatandaşların belge iptalleri, para cezaları ve yıkım kararlarıyla karşı karşıya bırakılmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu savunuldu.
Belediyelerin yıllarca plan hazırlamaması, kırsal alanların plansız bırakılması ve idarenin planlama sorumluluğunu yerine getirmemesinin mağduriyetlerin temel nedeni olduğu ifade edildi.
İmar Barışı düzenlemesinin bir af olmadığı, fiili durumun tespiti amacı taşıdığı hatırlatılarak geçerli belgelerin iptal edilmesinin kazanılmış haklara açık müdahale olduğu vurgulandı.
Deprem gerçeği de hatırlatılan açıklamada, yapıların kayıt altına alınmasının kamu yararı açısından zorunlu olduğu belirtildi.
Yapı kayıt mağduriyetinin bireysel değil toplumsal bir sorun olduğu ifade edilerek, vatandaşın devlete güveninin yeniden tesis edilmesi için kapsamlı bir yasal düzenleme çağrısı yapıldı.
Sonuç olarak açıklama, Mudanya’da yaşanan yıkım sürecinin sadece bir imar uygulaması değil; siyasi, sosyal ve vicdani boyutları olan derin bir kriz haline geldiğini ortaya koyarken, önümüzdeki süreçte tartışmanın daha da büyüyeceğinin sinyalini verdi.