Geçmiş dönem Yıldırım Belediye Başkanı Cüneyt Karlık’tan Çarpıcı Değerlendirme Geçmiş dönem Yıldırım Belediye Başkanı ve kamuoyunda “efsane başkan” olarak anılan Cüneyt Karlık, tekstil sektörünün Türkiye’deki kalbi olarak bilinen Bursa’nın yıllar..
Geçmiş dönem Yıldırım Belediye Başkanı ve kamuoyunda “efsane başkan” olarak anılan Cüneyt Karlık, tekstil sektörünün Türkiye’deki kalbi olarak bilinen Bursa’nın yıllar içinde bu kimliğini kaybetmesinin derin üzüntüsünü yaşadığını dile getirdi. Karlık, yaptığı değerlendirmede yalnızca bir sektörün değil, bir şehrin hafızasının, üretim kültürünün ve sanayi geleneğinin adım adım tasfiye edildiğini vurguladı.
Bursa, tekstil üretiminde Osmanlı döneminden itibaren stratejik bir merkez oldu. İpek Yolu üzerindeki konumu, su kaynakları, usta-çırak geleneği ve lonca sistemiyle şehir, yüzyıllar boyunca ipek, dokuma ve kumaş üretiminin kalbi olarak anıldı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında bu miras sanayiye evrildi; iplik, dokuma, terbiye ve boyama tesisleri şehrin dört bir yanına yayıldı.
1970’lerden 2000’li yılların başına kadar Bursa;
Türkiye’nin iplik üretiminin önemli bir bölümünü,
Dokuma ve örme kumaşta ihracatın lokomotifini,
Boyama ve apre tesislerinde Avrupa standartlarında üretimi gerçekleştiren bir merkezdi.
Cüneyt Karlık’a göre, “Bursa yalnızca üretmiyor, teknoloji geliştiriyor, insan yetiştiriyor ve ihracatla Türkiye’nin döviz ihtiyacına omuz veriyordu.”
Karlık, tekstil sektörünün çöküşünün tek bir nedene bağlanamayacağını, ancak yıllar içinde alınmayan önlemlerin zincirleme etki yarattığını ifade etti.
İplik üretimi, artan enerji maliyetleri ve ham maddeye erişimde yaşanan sıkıntılar nedeniyle ilk darbe alan alanlardan biri oldu. Yerli üretici, Asya pazarındaki düşük maliyetli ürünlerle rekabet edemez hale geldi.
Bunu;
Dokuma ve örme tesislerinin kapanması,
Küçük ve orta ölçekli atölyelerin birer birer üretimden çekilmesi,
Usta iş gücünün sektörü terk etmesi izledi.
Karlık, “Bir iplik fabrikası kapandığında yalnızca bir tesis değil, ona bağlı onlarca dokuma tezgâhı, yüzlerce ailenin geçimi ve yılların birikimi de kapanıyor” sözleriyle durumun vahametini özetledi.
Bursa tekstilinin en güçlü halkalarından biri olan boyama ve terbiye tesisleri, çevresel baskılar ve plansız sanayi politikaları nedeniyle ciddi kayıplar yaşadı. Karlık’a göre sorun çevre duyarlılığı değil, doğru planlama yapılmadan alınan kararlar oldu.
“Çevre korunmalıydı ama üretim de yaşatılmalıydı. Arıtma yatırımları desteklenebilirdi, organize çözümler geliştirilebilirdi. Bunun yerine tesisler ya kapandı ya da şehir dışına göç etmek zorunda kaldı.”
Bu süreç, Bursa’nın entegre üretim yapısını bozdu. İplik, dokuma ve boyamanın aynı şehirde yapılması avantajı ortadan kalktı.
Cüneyt Karlık, yaşanan sürecin yalnızca ekonomik değil, sosyal ve kültürel bir kayıp olduğuna dikkat çekti. Tekstil sayesinde ayakta duran mahalleler, çarşılar, esnaf zinciri ve meslek kültürü zamanla yok oldu.
“Bursa, tekstille anılan bir şehirdi. Bugün gençler bu sektörün ne anlama geldiğini bile bilmiyor. Bu, bir şehrin hafızasını kaybetmesidir.”
Karlık, tüm olumsuz tabloya rağmen umudunu koruduğunu belirterek, teknik tekstiller, sürdürülebilir üretim ve katma değerli ürünler konusunda Bursa’nın yeniden ayağa kalkabileceğini ifade etti. Ancak bunun için;
Uzun vadeli sanayi politikaları,
Enerji ve finansman desteği,
Nitelikli iş gücü yetiştirilmesi
gerektiğinin altını çizdi.
Karlık; “Bursa tekrar tekstilin başkenti olabilir. Ama bunun için geçmişten ders alıp, üretimi göz göre göre kaybetmemeliyiz.” dedi.