2026 İstihdamı Koruma Programı Reel Sektör İçin Stratejik Can Suyu Türkiye ekonomisinde artan maliyet baskısı, sıkı finansman koşulları ve küresel talepteki dalgalanmaların reel sektör üzerindeki etkileri sürerken, KOSGEB tarafından hayata..
Türkiye ekonomisinde artan maliyet baskısı, sıkı finansman koşulları ve küresel talepteki dalgalanmaların reel sektör üzerindeki etkileri sürerken, KOSGEB tarafından hayata geçirilen 2026 İstihdamı Koruma Destek Programı, özellikle imalat sanayinde faaliyet gösteren işletmeler açısından kritik bir politika aracı olarak öne çıkıyor.
50 milyon TL’ye kadar finansman imkânı ve çalışan başına hibe desteğini bir araya getiren programın, üretim sürekliliğini sağlama ve istihdam kaybını önleme hedefi doğrultusunda önemli bir ekonomik tampon görevi görmesi bekleniyor.
Artan kredi maliyetleri ve sıkılaşan para politikası ortamında işletmelerin nakit akışı yönetimi daha kritik hale gelirken, program hem kredi hem de performans bazlı hibe bileşeniyle çok katmanlı bir destek modeli sunuyor.
Mali Müşavir ve M.Y.K. Akredite KOBİ Danışmanı Mehmet Emin Şimşek, destek mekanizmasının finansman ve maliyet azaltma yönleriyle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, programın doğru planlama ile firmaların bilanço dayanıklılığını artırabileceğini ifade etti.
Şimşek’in kurucusu olduğu PatronKOBİ Danışmanlık aracılığıyla firmalara başvuru öncesi ön değerlendirme ve finansal analiz desteği de sağlanıyor.

Program, ekonomi yönetiminin uyguladığı seçici kredi yaklaşımıyla uyumlu olarak tasarlanırken, temel hedef işletmelerin çalışan sayılarını korumasını teşvik etmek.
Artan üretim maliyetleri, yüksek faiz ortamı ve dış talepteki oynaklık nedeniyle zorlanan imalatçıların desteklenmesi; üretim kapasitesinin korunması ve iş gücü kaybının önlenmesi açısından kritik görülüyor.
Ekonomi uzmanları, programın kısa vadede likidite sıkışıklığını azaltacağını, orta vadede ise istihdam piyasasında stabilizasyon sağlayacağını değerlendiriyor.
Program kapsamında sunulan finansman paketinin üst limiti 50 milyon TL olarak belirlenirken, geri ödeme koşulları reel sektör açısından görece esnek bir yapı sunuyor.
Finansman koşulları:
Üst limit: 50.000.000 TL
Geri ödemesiz dönem: 6 ay
Toplam vade: 36 ay
Yıllık indirim oranı: %10
Kapsam: Performans desteği dışında kalan imalat sektörleri
Kredi tutarının, işletmelerin 2025 yılı Kasım ve Aralık dönemlerinde beyan ettikleri prime esas kazanç ortalamasına göre belirlenmesi, risk yönetimi açısından kontrollü bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.
Programın ikinci ayağını oluşturan performans desteği kapsamında işletmelere toplamda 10 milyon 458 bin TL’ye kadar hibe sağlanabilecek.
Çalışan başına yıllık destek: 42.000 TL
Destek süresi: 12 ay
Hibe desteği özellikle emek yoğun sektörlere odaklanıyor. Tekstil, hazır giyim, deri, mobilya ve aksesuar imalatı gibi alanların kapsama alınması, ihracat odaklı üretim kapasitesinin korunması açısından önemli görülüyor.
Hibelerin yalnızca vergi ve SGK prim borçlarında kullanılabilecek olması ise desteğin doğrudan mali yükleri azaltmaya yönelik tasarlandığını gösteriyor.
Program kapsamındaki sektörler incelendiğinde Türkiye’nin üretim ve ihracat yapısında yüksek paya sahip alanların tercih edildiği dikkat çekiyor.
Tekstil ve hazır giyim sektörleri geniş istihdam kapasitesiyle öne çıkarken, mobilya ve aksesuar üretimi katma değerli üretim stratejisinin önemli bileşenleri arasında yer alıyor.
Ekonomistler, bu sektörlere sağlanacak desteğin hem iç talep hem de dış ticaret performansı üzerinde çarpan etkisi yaratabileceğini belirtiyor.
Program kapsamında krediler geniş bir bankacılık ağı üzerinden kullandırılacak.
Finansman sağlayıcı kurumlar arasında:
T.C. Ziraat Bankası
Türkiye Vakıflar Bankası
Türkiye İş Bankası
Türkiye Halk Bankası
Garanti BBVA
Yapı ve Kredi Bankası
Akbank
DenizBank
Kuveyt Türk
Türk Ekonomi Bankası
Ziraat Katılım
Vakıf Katılım
Albaraka Türk
Emlak Katılım
Türkiye Finans
Bu geniş finansman ağı sayesinde programın ülke genelinde yaygın erişim sağlaması bekleniyor.
Programın en önemli şartı, işletmelerin 2025 yılı Kasım ve Aralık aylarındaki ortalama prim gün sayısını 2026 yılı boyunca koruması.
Bu koşul, desteğin temel hedefinin istihdamı sürdürmek olduğunu net şekilde ortaya koyuyor.
Ayrıca işletmelerin finansman veya hibe seçeneklerinden yalnızca birini tercih edebilecek olması, desteklerin daha geniş bir tabana yayılmasını amaçlıyor.
Program başvuruları 2 Mart 2026 tarihinde başlayacak. Uzmanlar, başvuru öncesinde firmaların mali tablolarını, SGK kayıtlarını ve nakit akış projeksiyonlarını gözden geçirmesinin kritik olduğunu vurguluyor.
Ekonomi çevrelerine göre programın en önemli etkisi, işletmelerin kısa vadeli finansman baskısını azaltarak üretim sürekliliğini güvence altına alması olacak.
Çalışan başına sağlanan destek sayesinde iş gücü maliyetlerinin bir kısmının karşılanması, firmaların küçülmeye gitmeden faaliyetlerini sürdürmesine katkı sağlayabilir.
Bu durumun üretim hacmi, iç talep ve ihracat performansı üzerinde pozitif bir ivme yaratması bekleniyor.
Mehmet Emin Şimşek, programın özellikle nakit akışı yönetimi, borç yapılandırması ve maliyet optimizasyonu açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, doğru finansal planlama yapılması halinde işletmeler için güçlü bir kaldıraç etkisi yaratabileceğini ifade etti.